Hindistan’da para politikasının yönü değişmeye hazırlanıyor. Hindistan Merkez Bankasının (RBI) 5-7 Ekim toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,25’ten yüzde 5,50’ye çıkarması bekleniyor. Karar bu yönde gelirse RBI, Şubat 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırmış olacak.
Piyasadaki beklenti yalnız ekonomist anketlerine dayanmıyor. Faiz takası piyasaları da 25 baz puanlık artışı büyük ölçüde fiyatlamış durumda. Bu nedenle 7 Ekim’deki kararın kendisi kadar, RBI’ın bundan sonraki adımlar için vereceği mesaj da rupi, tahvil ve hisse piyasaları açısından önem taşıyor.
İçindekiler
- RBI neden şimdi faiz artırmayı düşünüyor?
- Yüzde 5,50 faiz neden göründüğünden daha sıkı?
- Rupi üzerindeki baskı faiz kararını daha kritik hale getiriyor
- Petrol Hindistan için neden iki ayrı risk yaratıyor?
- Ekonomi güçlü olduğu için RBI’ın hareket alanı daha geniş
- Piyasa 25 baz puanı fiyatladı, asıl soru bundan sonrası
RBI neden şimdi faiz artırmayı düşünüyor?
RBI’ın önündeki tablo birkaç ay öncesine göre belirgin biçimde değişti. Ağustosta yıllık tüketici enflasyonu yüzde 4,82’ye yükselerek merkez bankasının yüzde 4’lük orta vadeli hedefinin üzerinde üçüncü ayını tamamladı.
Daha önemli ayrıntı ise fiyat artışının yalnız gıda ve enerji kalemlerinde kalmaması. Son veriler, Hindistan enflasyon sepetinin yaklaşık yarısındaki kalemlerde yıllık fiyat artışının yüzde 4 veya üzerinde olduğunu gösteriyor. Mart ayında bu oran sepetin yaklaşık üçte biri seviyesindeydi. Yani RBI’ın karşı karşıya olduğu sorun yalnız birkaç oynak kalemin yükselmesi değil, fiyat baskısının ekonominin daha geniş bölümüne yayılması.
Yüzde 5,50 faiz neden göründüğünden daha sıkı?
Politika faizi şu anda yüzde 5,25 seviyesinde. Ağustos enflasyonu olan yüzde 4,82 ile basit fark alındığında mevcut faiz yaklaşık 0,43 puanlık pozitif bir alan bırakıyor. Faizin yüzde 5,50’ye çıkarılması halinde bu fark, enflasyon değişmediği varsayımıyla yaklaşık 0,68 puana yükselecek.
Bu hesap ileriye dönük reel faiz tahmini değil; mevcut enflasyon ile politika faizi arasındaki farkı gösteriyor. Yine de RBI’ın para politikasını hangi yönde çevirdiğini anlamak açısından önemli. Merkez bankası 2025’te toplam 125 baz puanlık indirimle politika faizini yüzde 6,50’den yüzde 5,25’e kadar çekmişti. Şimdi gündemdeki konu, bu gevşeme döngüsünün tersine dönüp dönmeyeceği.
Rupi üzerindeki baskı faiz kararını daha kritik hale getiriyor
Hindistan faiz artırımı beklentisinin arkasında yalnız enflasyon yok. Hindistan rupisi yılbaşından bu yana dolar karşısında yaklaşık yüzde 6,5 değer kaybetti ve 5 Ekim itibarıyla dolar/rupi kuru 96,26 civarında seyrediyor. RBI son haftalarda döviz piyasasına müdahalelerle kurdaki hareketi sınırlamaya çalışıyor.
Şirketlerin davranışı da kur baskısının geçici görülmediğine işaret ediyor. Hindistan’da ithalatçı şirketlerin eylülde yaptığı döviz hedge işlemleri 77 milyar dolarla rekor seviyeye çıktı. İhracatçıların aynı dönemdeki hedge tutarı ise 41 milyar dolar oldu. İthalatçıların çok daha yüksek miktarda dolar riskini kapatmaya çalışması, kurdaki yukarı yönlü beklentinin şirket bilançolarına kadar yayıldığını gösteriyor.
Faiz artırımı rupiyi otomatik olarak güçlendirmez ancak yerel para cinsinden varlıkların getirisini yükselterek sermaye çıkışına karşı RBI’a ek bir araç sağlayabilir.
Petrol Hindistan için neden iki ayrı risk yaratıyor?
Hindistan dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olduğu için yüksek enerji fiyatları ekonomiyi iki kanaldan etkiliyor. İlk etki akaryakıt ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyona geliyor. İkinci etki ise petrol ithalatı için daha fazla döviz ödenmesi nedeniyle rupi ve dış denge üzerinde oluşuyor.
Bu nedenle petrol fiyatındaki yükseliş, RBI açısından sıradan bir emtia hareketinden daha fazlasını ifade ediyor. Petrol pahalandığında enflasyon artarken aynı anda dolara olan talep de güçlenebiliyor. Faiz politikasının fiyat istikrarı ile kur istikrarını aynı anda gözetmek zorunda kalmasının temel nedeni burada yatıyor.
Ekonomi güçlü olduğu için RBI’ın hareket alanı daha geniş
Normal koşullarda faiz artırımı büyümeyi yavaşlatma riski taşır. Hindistan’da ise merkez bankasının elini rahatlatan unsur ekonomik aktivitenin halen güçlü seyretmesi. Ekonomi nisan-haziran döneminde yıllık yüzde 7,8 büyürken banka kredilerindeki artış temmuzda yüzde 19’un üzerine çıktı.
Eylül imalat PMI verisinin 7 ayın en yüksek seviyesine yükselmesi de iç ve dış talebin henüz belirgin biçimde soğumadığına işaret ediyor. Bu tablo RBI’a, talebi sert biçimde bozma riski daha sınırlıyken enflasyona karşı önleyici adım atma alanı sağlıyor.
Hindistan ekonomisine ilişkin son verilerde enflasyon ile büyümenin aynı anda yüksek seyretmesi son dönemin temel para politikası ikilemi haline geldi.
Piyasa 25 baz puanı fiyatladı, asıl soru bundan sonrası
Son anketlerde ekonomistlerin çoğunluğu RBI’ın 7 Ekim’de faizi yüzde 5,50’ye yükseltmesini bekliyor. Aralık toplantısında ikinci bir 25 baz puanlık artırım ihtimali de masada ve bazı tahminler politika faizinin yıl sonunda yüzde 5,75’e ulaşabileceğine işaret ediyor.
Piyasanın ilk artırımı büyük ölçüde fiyatlamış olması nedeniyle 25 baz puanlık karar tek başına güçlü bir sürpriz yaratmayabilir. Daha kritik konu, RBI’ın bunun tek seferlik bir düzeltme mi yoksa yeni bir faiz artırım döngüsünün başlangıcı mı olduğunu nasıl anlatacağı olacak.
Merkez bankasının beklemesi ise farklı bir mesaj verebilir. Enflasyonun hedef üzerinde olduğu, rupinin değer kaybettiği ve küresel faizlerin yüksek seyrettiği bir dönemde faiz artırımının ertelenmesi kur ve tahvil piyasasında daha sert tepki yaratabilecek senaryo olarak öne çıkıyor. 7 Ekim kararı bu nedenle yalnız Hindistan’ın faizini değil, gelişen piyasalarda para politikasının hangi yöne döndüğünü görmek açısından da yakından izlenecek.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.