Bakır fiyatı için büyük bankaların tahminleri birbirinden ayrılıyor. J.P. Morgan Global Research, 21 Ağustos tarihli emtia görünümünde 2026’nın son çeyreği için ton başına 14.800 dolar ortalama fiyat öngördü. Morgan Stanley’nin ekim ayında piyasaya yansıyan aynı dönem beklentisi ise 14.250 dolar. Aradaki 550 dolarlık fark yaklaşık yüzde 3,9’a karşılık geliyor. Tahminler bugünün işlem fiyatı değil; iki bankanın belirli dönemlere ilişkin modelleri.
Farkın arkasında yalnızca küresel bakır tüketimine ilişkin tahminler yok. ABD’nin olası ithalat tarifelerine karşı büyüttüğü stoklar, metalin Londra ve Çin gibi diğer pazarlardaki erişilebilirliğini etkiliyor. Aynı miktarda bakır dünyanın bir yerinde depolarda birikirken başka bir bölgede alıcılar hızlı teslimat için daha yüksek prim ödeyebiliyor.
J.P. Morgan’ın 14.800 dolar tahmininde ne var?
J.P. Morgan’ın ağustosta yayımladığı görünüm, maden arzındaki sıkışıklığı, sanayi yatırımlarını ve olası ABD tarifelerini fiyatı destekleyen unsurlar arasında sayıyor. Banka, son çeyrek ortalama beklentisini önceki 12.500 dolarlık tahmininden 14.800 dolara yükseltmişti. Bu, tahminde yüzde 18,4’lük artış demek. Morgan Stanley ise ABD’nin stoklama hızının yavaşlamasını küresel piyasanın dengesini değiştirebilecek unsur olarak görüyor.
| Araştırma / gösterge | Fiyat veya veri |
|---|---|
| J.P. Morgan 2026 4. çeyrek bakır ortalama tahmini | 14.800 $/ton |
| Morgan Stanley 2026 4. çeyrek tahmini | 14.250 $/ton |
| İki tahmin arasındaki fark | 550 $/ton |
| Çin Yangshan ithalat primi (ekim sonu gözlemi) | 135 $/ton |
Banka rakamları farklı tarihlerde oluşturulmuş tahminlerdir. Yangshan primi ise LME ton fiyatından ayrı olarak fiziki ithal bakır için ödenen ek bedelin göstergesidir.
Çin’de bakır primi neden yükseliyor?
Ekim sonunda Yangshan ithalat primi ton başına 135 dolara ulaşarak yaklaşık dört yılın yükseğine çıktı. Bu rakam, Londra bakır fiyatının 135 dolar yükseldiği anlamına gelmiyor. Çin’e teslim edilecek fiziki metalin referans fiyat üzerine eklenen primini gösteriyor. Fiyatın vadeli piyasada gerilediği günlerde bile belirli kalitede ve belirli limanda teslim edilecek bakır için talep güçlü kalabilir.
Üstelik ABD depolarında bakır birikmesi, başka bölgelerdeki alıcıların aynı metale aynı hızda ulaşmasını sağlamıyor. Sevkiyat süresi, sözleşme ve depolama konumu fiyat farkı yaratıyor. Önceki ABD’ye yönelen bakır sevkiyatlarını incelediğimiz analizde bu ticaret akışının Londra piyasasını nasıl etkilediğini değerlendirmiştik.
Bakırın yükselmesi Türkiye’deki üreticilere nasıl yansır?
Elektrik kablosu, trafo, motor ve sanayi ekipmanı üreten şirketler için bakır önemli bir girdi. Ton fiyatında 550 dolarlık değişim, örnek olarak ayda 100 ton bakır kullanan üreticinin yalnız ham metal faturasını 55 bin dolar değiştirir. Bu hesapta kullanılan bakır miktarı, saflık, işçilik, navlun, kur ve sözleşme koşulları sabit varsayılmıştır; belirli bir BIST şirketinin gerçekleşmiş maliyeti değildir.
Bakır üreticisi ile bakırı girdi olarak kullanan şirketin kârı aynı yönde hareket etmek zorunda değil. İhracat sözleşmelerinde maliyet artışının müşteriye aktarılabilmesi, stokların hangi fiyatla alındığı ve tahsilat süresi bilançodaki sonucu değiştirir. Bu nedenle elektrikli ekipman ve kablo şirketlerinde yalnız satış tutarından çok brüt marj ile stok değişimini yan yana okumak daha anlamlı.
Bakır piyasasında önümüzdeki önemli ayrım, ABD’deki yüksek stokların başka pazarlara çözülüp çözülmeyeceği. Tarife belirsizliği sürerse metal akışı yeniden ABD’ye yönelebilir. Bu akış azalırsa Londra ile Çin’deki teslimat primleri de farklılaşabilir. Bankaların 550 dolar ayrışan son çeyrek tahminleri, fiziki metalin nerede bulunduğunun fiyat kadar önemli hâle geldiği bir döneme işaret ediyor.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.