Türkiye’de yatırım fonlarına yönelik tasfiye kararlarının ardından başlayan para çıkışının büyüklüğü belli oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 20 Ekim’deki açıklamasında 17 Eylül’den bu yana fonlardan 647 milyar TL net çıkış yaşandığını söyledi. Aynı dönemde bankalardaki mevduatın 685 milyar TL artması, yatırımcıların fonlardan ayrılan birikimlerini nereye taşıdığı sorusuna da yanıt verdi.
Şimşek, fonlardan çıkan paranın mevduata yöneldiğini belirtirken çıkışların artık büyük ölçüde durduğunu ifade etti. Bakanın paylaştığı verilere göre fonlardan ayrılan tutarın yaklaşık yarısı yabancı yatırımcılara ait.
Fonlardan çıkan 647 milyar TL nereye gitti?
Şimşek, fon piyasasından ayrılan kaynağın önemli bölümünün banka mevduatına geçtiğini açıkladı. 17 Eylül’den 20 Ekim’e kadar mevduat hacminde kaydedilen 685 milyar TL’lik artış, fonlardan çıkışın yoğunlaştığı dönemde bankalarda belirgin bir büyüme yaşandığını gösteriyor.
İki tutarın birbirine yakın olması dikkat çekici. Fonlardan 647 milyar TL net çıkışa karşılık mevduatın 685 milyar TL artması arasında 38 milyar TL fark bulunuyor. Ancak mevduat değişimini yalnızca fon hareketlerine bağlamak doğru değil. Mevduat hacmi başka para girişlerinden, faiz tahakkuklarından ve değerleme değişimlerinden de etkilenebilir. Açıklanan toplamlar, fonlardan çıkan her liranın aynı tutarla mevduata aktarıldığını gösteren hesap bazlı bir transfer dökümü değil.
Bakanın açıklaması yine de yatırımcı davranışındaki değişimi açık biçimde ortaya koyuyor: Fon piyasasında yaşanan belirsizlik döneminde likit kalmak isteyen yatırımcılar banka mevduatını daha fazla tercih etti. Bu yönelim, fonlardaki daralmanın neden bütün parasal sistemden aynı miktarda kaynak çıkışı anlamına gelmediğini de açıklıyor.
Fon çıkışının yaklaşık yarısı yabancılardan
Şimşek’in verdiği bir diğer önemli bilgi, 647 milyar TL’lik net çıkışın yaklaşık yarısının yabancı yatırımcılardan gelmesi. Bu oran üzerinden yapılan kaba hesap 323,5 milyar TL’ye karşılık geliyor. Bakan kesin yabancı yatırımcı tutarını açıklamadığından bu rakam yalnızca yaklaşık büyüklüğü gösteriyor.
Yabancı payının yüksek olması, gelişmenin yalnızca yerli bireysel yatırımcıların tercihleriyle açıklanamayacağını gösteriyor. Türkiye’deki fonlara erişimi bulunan yabancı yatırımcıların pozisyon küçültmesi de fon varlıklarının azalmasında etkili oldu. Bununla birlikte açıklama, çıkışın hangi fon türlerinde veya hangi yatırımcı gruplarında yoğunlaştığına ilişkin ayrıntılı bir dağılım içermiyor.
Fonlardan çıkış neden yavaşladı?
17 Eylül’de 131 yatırım fonuna yönelik tasfiye sürecinin başlamasıyla birlikte piyasanın bir bölümünde likidite ve güven sorunu yaşandı. Tasfiye işlemlerinin ilerlemesi ve fonlardaki varlıkların akıbetine ilişkin yeni açıklamalar, belirsizliğin bazı başlıklarda azalmasını sağladı.
Şimşek, fonlardan net çıkışın artık büyük ölçüde durduğunu söylerken sorunun bankacılık sistemine doğrudan yayılma riskini de düşük gördüğünü belirtti. Bakanın verdiği bilgiye göre bankaların riskli fonlara doğrudan maruziyeti 1,3 milyar TL düzeyinde. Sektörün yaklaşık 56 trilyon TL’lik toplam aktifleriyle karşılaştırıldığında bu tutar, on binde 0,23 seviyesine denk geliyor.
Bu oran bankaların söz konusu fonlara doğrudan maruziyetinin sınırlı olduğunu gösteriyor; şirketlerin finansman koşulları, yatırımcı güveni ve sermaye piyasasında daralan işlem iştahı gibi dolaylı etkilerin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Şimşek de dolaylı etkilerin göz ardı edilmediğini vurguladı.
Fon tasfiyesi ve kazançların iadesi ayrı süreçler
Fon piyasasından çıkan paranın mevduata yönelmesi ile tasfiye kapsamındaki yatırımcıların alacaklarının ödenmesi aynı işlem değil. Tasfiyelerde varlıklar nakde çevrilirken yatırımcı ödemeleri fonun kaynaklarına ve yürürlükteki düzenlemelere bağlı olarak yapılıyor.
Şimşek, aynı konuşmada piyasa bozucu faaliyetlerden 10 milyon TL ve üzerinde reel kazanç sağladığı tespit edilenlerden gönüllü iade isteneceğini de açıkladı. Bu uygulama, fonlarından kendi isteğiyle çıkıp mevduata geçen sıradan yatırımcılara yönelik değil; hukuka aykırı kazançların geri alınmasına ilişkin ayrı bir süreç.
Fonlardan çıkan paranın yeniden fon piyasasına dönüp dönmeyeceği ise güvenin toparlanmasına, tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına ve yeni düzenlemelerin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağına bağlı olacak. Şimşek’in açıkladığı veriler, 17 Eylül sonrasında yaşanan hareketin büyüklüğünü gösterirken, bankacılık mevduatının bu dönemde güçlü bir alternatif haline geldiğini ortaya koyuyor.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.