ABD ile İran arasında 17 Haziran’da imzalanan geçici mutabakatın daha kapsamlı bir anlaşmaya dönüşmesi için belirlenen 60 günlük süre sona erdi. İki ayın sonunda İran’ın nükleer programı ve yaptırımlar gibi temel başlıklarda nihai bir uzlaşma sağlanamadığı gibi, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişler de savaş öncesindeki düzene dönemedi.
Sürenin dolması tek başına beklenmedik bir gelişme değildi. Geçici anlaşma temmuz ayında fiilen çözülmeye başlamış, Donald Trump 7 Temmuz’da mutabakatın “bittiğini” söylemiş, İran da bir hafta sonra anlaşmayı askıya aldığını duyurmuştu. Buna rağmen 17 Ağustos’a kadar açık kalan 60 günlük takvim, tarafların yeniden masaya dönmesi için son diplomatik çerçeveyi oluşturuyordu.
İçindekiler
Pazartesi günü bu pencere de anlaşma çıkmadan kapandı. Trump, ABD’nin mutabakatı uzatmaya çalışmadığını söylerken İran’ın kendisinin gerekli gördüğü türde bir anlaşmaya yanaşmayacağını belirtti. Aynı saatlerde ABD-İran geriliminin enerji arzını daha uzun süre etkileyebileceği endişesi petrol piyasasında yeniden öne çıktı; Brent petrol yüzde 2,65 yükselişle 90,87 dolara, WTI ise yüzde 2,55 artışla 84,50 dolara çıktı.
17 Haziran'da başlayan nihai anlaşma takvimi 17 Ağustos'ta sonuç alınamadan tamamlandı.
Petrol, diplomatik çözüm beklentisinin zayıflamasıyla günü yüzde 2,65 yükselişle tamamladı.
Kpler verilerinde cumartesi 5 emtia gemisi geçerken pazar günü kayıtlı geçiş görülmedi.
60 günlük süre neden anlaşmaya dönüşmedi?
Hazirandaki mutabakatın iddiası büyüktü. Çatışmaların durdurulmasının ardından ABD ile İran’ın iki ay içinde nükleer programdan yaptırımlara kadar yıllardır çözülemeyen başlıklarda daha kalıcı bir anlaşma hazırlaması öngörülüyordu. Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilere yeniden açılması da sürecin enerji piyasasını doğrudan ilgilendiren ayağıydı.
Washington Post’un aktardığına göre gelinen noktada ayrıntılı nükleer görüşmeler hiç başlayamadı ve daha geniş kapsamlı müzakereler durma noktasında. ABD İran limanlarına yönelik ablukayı yeniden devreye alırken, Tahran da anlaşmanın uygulanması için Washington’dan yaptırımlar ve deniz trafiği konusunda adım bekliyor.
Asıl sorun, tarafların yalnızca nihai anlaşmanın içeriğinde değil, haziranda üzerinde uzlaştıkları geçici düzenlemenin nasıl uygulanacağı konusunda da ayrışması oldu. Hürmüz’ün yönetimi üzerindeki anlaşmazlık kısa sürede öne çıkınca, barış görüşmelerine geçiş için tasarlanan 60 günlük dönem önemli ölçüde bu tartışmanın içinde tüketildi.
Trump’ın İran açıklamasında ne değişti?
Trump’ın 17 Ağustos’taki sözleri, Washington’ın süre dolarken yeni bir uzatma için baskı yapmadığını açık biçimde ortaya koydu. ABD Başkanı, İran’ın gerekli gördüğü şartlarda bir anlaşma yapmayacağını düşündüğünü söylerken savaşı bitirmek için Tahran’ın “beyaz teslim bayrağını” kaldırması gerektiğini savundu.
Bu söylem haziran ayındaki diplomatik atmosferden belirgin biçimde farklı. İki ay önce geçici mutabakat, daha geniş bir anlaşmaya geçiş yolu olarak sunuluyordu; bugün ise tarafların önünde ilan edilmiş yeni bir müzakere takvimi bulunmuyor. Trump ayrıca anlaşmaya varmak için belirli bir zaman baskısı hissetmediğini ve İran’ın nükleer silah sahibi olmamasının temel hedef olmaya devam ettiğini söyledi.
Piyasa açısından önemli ayrım da burada ortaya çıkıyor. Geçici anlaşmanın temmuzda bozulmaya başladığı zaten biliniyordu, fakat 60 günlük sürenin açık kalması diplomasiye yeniden dönülebileceği ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyordu. Son tarihin de yeni bir uzlaşma çıkmadan geçilmesi, özellikle enerji piyasasında kısa vadeli çözüm beklentisini daha zayıf hale getirdi.
Hürmüz’deki sorun petrolü neden yeniden yukarı taşıdı?
Petrol fiyatlarının tepkisini yalnızca Trump’ın açıklamalarına bağlamak eksik kalıyor. Piyasayı daha fazla ilgilendiren konu, diplomatik çıkmazın Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat sorununu uzatıp uzatmayacağı. Savaş öncesinde küresel petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte biri bu dar geçiş üzerinden taşınıyordu.
Gemi trafiği hâlâ normal seviyelerden oldukça uzak. Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre cumartesi günü Hürmüz’den yalnızca beş emtia gemisi geçti, pazar günü ise kayıtlı bir geçiş görülmedi. Bir önceki hafta sonunda toplam 31 geminin geçtiği düşünüldüğünde, enerji piyasasının neden siyasi açıklamalardan çok sahadaki trafik verilerine baktığı daha iyi anlaşılıyor.
İran’dan gelen son açıklamalar da arz riskinin masadan kalkmadığına işaret ediyor. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, diplomatik girişimlerin başarısız olması halinde Tahran’ın Hürmüz ve çevresinde daha saldırgan bir askeri tutuma geçebileceğini söyledi. Böyle bir senaryonun petrol fiyatı üzerindeki etkisi, siyasi söylemden ziyade fiili sevkiyatın ne ölçüde aksadığına bağlı olacak.
Petrol piyasası bundan sonra neyi fiyatlayacak?
Brent’in yeniden 90 doların üzerine çıkması, yatırımcıların kalıcı bir arz kesintisini kesin olarak fiyatladığı anlamına gelmiyor. Reuters’a konuşan piyasa uzmanları da petrolde çok daha güçlü bir yükseliş için Hürmüz’deki mevcut ham petrol akışında daha ciddi bir kesinti yaşanması gerektiğine dikkat çekiyor. Şimdilik fiyatın içinde, böyle bir kesintinin gerçekleşme ihtimaline karşı ödenen jeopolitik risk primi daha belirgin.
Önümüzdeki günlerde iki işaret diğerlerinden daha önemli olacak. İlki Washington ile Tahran’ın yeni bir müzakere takvimi açıklayıp açıklamayacağı, ikincisi ise Hürmüz’den geçen tanker sayısının toparlanıp toparlanmayacağı. Diplomasi yeniden çalışmaya başlasa bile gemi trafiği düzelmeden enerji piyasasının tamamen rahatlaması kolay görünmüyor.
Ters senaryoda İran’ın açıkladığı daha saldırgan tutumun sahaya yansıması veya ticari geçişlerin daha da azalması, petrolün 90 dolar üzerindeki hareketini destekleyebilir. ABD İran görüşmeleri açısından 17 Ağustos’u önemli hale getiren de yalnızca takvimdeki 60’ıncı gün değil; iki ay önce çözüm için açılan pencerenin kapanmasına rağmen enerji arzını etkileyen temel sorunun hâlâ çözülememiş olması.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.