İran, küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ABD ile yürütülen diplomatik sürece bağladı. İranlı yetkililer, Washington’un daha önce gündeme gelen koşulları kabul etmeden boğazın yeniden açılmayacağını açıkladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran’ın sunduğu plan üzerinde anlaşılması halinde Hürmüz’deki geçişlerin bir hafta içinde yeniden başlayabileceğini söyledi. Açıklamalar petrol piyasasında son haftalarda fiyatları yukarı taşıyan arz riskinin henüz ortadan kalkmadığını gösteriyor.
İran Hürmüz Boğazı için ne istiyor?
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, boğazın yeniden açılması için ABD’nin daha önceki diplomatik görüşmelerde gündeme gelen yedi koşulu yerine getirmesi gerektiğini belirtti. İran tarafı söz konusu talepleri haziran ayında hazırlanan geçici anlaşma çerçevesine dayandırıyor.
Kalibaf, Washington’un müzakere sürecindeki yaklaşımını eleştirirken İran yönetimi tek taraflı taleplerin ve diplomatik gecikmelerin sona ermesini istiyor.
Hürmüz bir hafta içinde açılabilir mi?
İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin açıklamasına göre Tahran’ın önerdiği planın kabul edilmesi halinde boğazın yeniden açılması için uzun bir takvime ihtiyaç duyulmayabilir.
Arakçi, ABD’nin İran’ın koşullarını kabul etmesi durumunda geçişlerin bir hafta içinde yeniden başlayabileceğini söyledi. İran yönetimi diplomatik çözümü tercih ettiğini belirtirken olası askeri gelişmelere karşı da hazırlıklı olduğunu ifade ediyor.
Petrol piyasası neden Hürmüz’e bu kadar duyarlı?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki petrol ve LNG üreticilerini dünya pazarlarına bağlayan ana deniz koridoru. Bu nedenle geçişlerde yaşanan her aksama yalnız bölgedeki üreticileri değil Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada enerji fiyatlarını etkiliyor.
Boğazın kapalı kalması tanker trafiğini, navlun ücretlerini, sigorta maliyetlerini ve fiziksel petrol arzını aynı anda etkileyebildiği için Brent petrol fiyatlarında jeopolitik risk primi yüksek kalıyor.
Rezerv salımı fiyat baskısını tamamen bitirmedi
G7 ülkeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı, enerji piyasasındaki sıkışıklığı azaltmak amacıyla 100 milyon varile kadar stratejik petrol rezervinin piyasaya verilmesi konusunda anlaşmıştı.
Rezerv hamlesi kısa vadede fiziksel arz üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak Hürmüz’deki geçişlerin normale dönmemesi halinde piyasanın odak noktası yeniden tanker akışı ve bölgedeki üretimin dünya pazarlarına ne ölçüde ulaşabildiği olacak.
Türkiye açısından neden önemli?
Hürmüz’deki gerilim Türkiye açısından da doğrudan takip edilmesi gereken bir başlık. Türkiye petrol fiyatlarını belirleyen bir üretici ülke olmadığı için uluslararası ham petrol fiyatlarındaki yükseliş ve döviz kuru değişimleri akaryakıt maliyetlerine yansıyabiliyor.
Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması motorin ve benzin fiyatlarının yanı sıra ulaştırma ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyon görünümünü de etkileyebilir. Bu nedenle boğazın yeniden açılmasına ilişkin diplomatik gelişmeler yalnız küresel piyasalar açısından değil Türkiye’deki fiyatlama davranışı açısından da önem taşıyor.
Piyasanın izleyeceği iki başlık var
Önümüzdeki günlerde ilk olarak ABD’nin İran’ın sunduğu şartlara nasıl yanıt vereceği takip edilecek. İkinci başlık ise diplomatik görüşmeler sürerken Hürmüz’den fiziksel petrol ve tanker geçişlerinin ne ölçüde normale döneceği olacak.
Boğazın açılması petrol fiyatlarındaki jeopolitik primi azaltabilecek en önemli gelişmelerden biri. Görüşmelerin sonuçsuz kalması halinde ise arz güvenliği ve navlun maliyetleri petrol piyasasının ana risk başlığı olmaya devam edecek.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.