Ana içeriğe geç
Gram Altın 6.732,06 -0,07% USD/TRY 48,6131 +0,16% EUR/TRY 56,4503 -0,10% Sterlin 65,6720 -0,02% Bitcoin 76.947,40 -1,79% BIST 100 14.393,85 -0,77%
PiyasaDetay

Temiz Hidrojen Yatırımları 130 Milyar Doları Aştı

Hydrogen Council verilerine göre temiz hidrojen projelerine bağlanan küresel yatırım 130 milyar doları aştı. 570'ten fazla proje yıllık 6,9 milyon ton üretim kapasitesini desteklerken talep ve maliyet sorunları sürüyor.

Yayınlanma
Okuma Süresi 3 Dakika
Rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri yanında boru hatları bulunan temiz hidrojen üretim tesisi
Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla çalışan temiz hidrojen üretim tesisi
PiyasaDetay’ı Google’da tercih edilen kaynaklara ekle Google’da tercih edilen kaynaklara ekle
Okuma ayarı

Temiz hidrojen projelerine bağlanan küresel yatırım 130 milyar doları aştı. Hydrogen Council tarafından yayımlanan Global Hydrogen Compass 2026 raporu, yatırım kararı alınmış 570’ten fazla projenin yılda yaklaşık 6,9 milyon ton üretim kapasitesini desteklediğini gösterdi. Projelerin yaklaşık yüzde 90’ı faaliyette ya da inşaat aşamasında bulunuyor.

Rapor, Tokyo’da düzenlenen Hidrojen Enerjisi Bakanlar Toplantısı ile aynı dönemde açıklandı. Hükümetlerin hidrojeni yalnız karbon salımını azaltan bir araç olarak değil, enerji güvenliği ve sanayi politikası başlıkları altında da değerlendirmeye başladığı belirtiliyor. Tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışı ve yerli enerji üretimini artırma hedefi, yeni yatırımların arkasındaki başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

İçindekiler
  1. Çin kapasitede, Avrupa yatırımda güçlü
  2. 2030 talebi için iki ayrı senaryo
  3. Yüksek maliyet proje iptallerini artırdı

Çin kapasitede, Avrupa yatırımda güçlü

Ülkeler ve bölgeler arasında farklı bir iş bölümü oluşmuş durumda. Hydrogen Council verilerine göre Çin, taahhüt edilmiş yenilenebilir hidrojen üretim kapasitesinin yarıdan fazlasını tek başına karşılıyor. Avrupa toplam yatırım büyüklüğünde ikinci sırada yer alırken ABD, karbon yoğunluğu azaltılmış hidrojen projelerinin devreye alınmasında önde bulunuyor.

Yenilenebilir hidrojen, üretim sürecinde kullanılan elektriğin rüzgâr ve güneş gibi kaynaklardan sağlandığı projeleri kapsıyor. Düşük karbonlu hidrojen tanımı ise üretim yöntemine bağlı olarak karbon yakalama sistemlerinin kullanıldığı tesisleri de içerebiliyor. Rapordaki bölgesel dağılım, ülkelerin enerji kaynakları, teşvik programları ve sanayi altyapısına göre farklı teknolojilere yöneldiğini ortaya koyuyor.

130 milyar dolarlık rakam tek bir yılda yapılan harcamayı değil, bugüne kadar taahhüt edilmiş projelerin toplam yatırım büyüklüğünü anlatıyor. İnşaatı tamamlanan tesisler ile yapımı süren projeler aynı geniş havuzda değerlendiriliyor. Yatırımın üretim kapasitesine dönüşme hızı ise ekipman tedarikine, bağlantı altyapısına ve projelerin finansman koşullarına göre bölgeden bölgeye değişiyor. Bu ayrım, yatırım toplamının tek başına nasıl okunması gerektiğini de netleştiriyor.

Yatırım tutarının bu seviyeyi geçmesi, açıklanmış niyetlerden daha somut bir proje havuzuna geçildiğini gösteriyor. Raporda sayılan kapasitenin büyük bölümünün çalışıyor veya yapım aşamasında olması da sektörün yalnız planlama seviyesinde kalmadığını teyit ediyor. Yine de üretim tesislerinin kurulması, üretilen hidrojen için yeterli ve düzenli alıcı bulunacağı anlamına gelmiyor.

2030 talebi için iki ayrı senaryo

Yürürlükteki politikaların 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 6 milyon ton temiz hidrojen talebini destekleyebileceği hesaplanıyor. Hükümetler mevcut önlemleri eksiksiz uygularsa buna 5 milyon ton daha eklenebilir. Böylece politika uygulamasının gücüne bağlı olarak desteklenen yıllık talep 11 milyon tona yaklaşabilir.

Bu fark, sübvansiyonların ve üretim teşviklerinin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Sanayi tesislerinin yeni yakıta geçebilmesi için uzun vadeli alım sözleşmeleri, taşıma ve depolama altyapısı ile güvenilir fiyatlama mekanizmaları gerekiyor. Hidrojenin üretildiği noktadan çelik fabrikasına, kimya tesisine veya ulaşım ağına taşınması da toplam maliyet üzerinde önemli pay taşıyor.

Yüksek maliyet proje iptallerini artırdı

Sektördeki yatırım büyüklüğüne karşın ticari koşullar hâlâ zorlayıcı. Yeşil hidrojen geliştiricileri, yüksek üretim maliyetleri ve beklenenden zayıf kalan talep nedeniyle bazı projeleri küçülttü ya da tamamen iptal etti. Özellikle doğrudan elektrik kullanımının kolay olmadığı çelik üretimi ve uzun mesafeli taşımacılık gibi alanlarda geçiş maliyeti birçok işletme için yüksek kalıyor.

Yatırımcılar açısından temel ayrım, açıklanmış kapasite ile kesin finansman ve alıcı bağlantısı kurulmuş kapasite arasında olacak. Hydrogen Council’ın 570’ten fazla projeyi kapsayan verisi, sektörün ölçeğinin büyüdüğünü gösterirken 2030 talep tahminleri uygulamadaki politika farkının sonuçlarını da ölçüyor. İnşaatı süren tesislerin hangi hızla devreye alınacağı ve uzun vadeli satış anlaşmalarının ne kadarının tamamlanacağı, bir sonraki büyüme aşamasının hızını belirleyecek.

Yorumlar

Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Spam ve reklam içerikli yorumlar onaylanmaz.