Goldman Sachs Asset Management, ABD Merkez Bankasının (Fed) ekim toplantısında faizleri değiştirmemesini sıkılaşma döngüsünün sona erdiği şeklinde yorumlamıyor. Kurumun sabit getirili yatırımlardan sorumlu yöneticisi Kay Haigh, 28 Ekim kararının ardından faiz artışlarının aralık ayında yeniden başlamasını beklediklerini açıkladı. Eylül enflasyonundaki yüksek seyir, enerji fiyatları ve beklenenden güçlü ekonomik veriler bu tahminin temelinde bulunuyor.
Fed, politika faizini yüzde 3,75–4,00 aralığında sabit tutarken 12 üyeli Federal Açık Piyasa Komitesinde iki üye 25 baz puan artırım yönünde oy kullandı. Mevcut karar 10’a karşı 2 oyla alındı. Goldman Sachs’ın beklentisi gerçekleşirse aralıkta politika faizi yüzde 4,00–4,25 aralığına çıkacak. Ancak bu bir kurum tahmini; Fed’in önceden açıkladığı bağlayıcı bir karar değil.
İçindekiler
- Goldman Sachs aralık ayını neden işaret ediyor?
- Fed’de iki üye artış isterken diğerleri neden bekledi?
- Aralıkta 25 baz puan artarsa faiz nereye çıkacak?
- ABD tahvil piyasasında farklı vadeler farklı mesaj verdi
- Altın, dolar ve hisse senetleri açısından hangi riskler öne çıkıyor?
- Aralık toplantısına kadar ne değişebilir?
Goldman Sachs aralık ayını neden işaret ediyor?
Kay Haigh’in değerlendirmesinde eylül tüketici enflasyonunun beklentileri aşması, faiz artışına ara veren Fed’in enflasyon üzerindeki baskının kalıcı biçimde azaldığından emin olamadığını gösteriyor. Özellikle enerji maliyetleri yeniden yükselir veya ekonomik faaliyet beklenenden güçlü kalırsa, bankanın 2027’de de ilave sıkılaşmaya gidebileceği belirtiliyor.
Goldman Sachs’ın aralık beklentisi yeni ortaya çıkmadı. Kurum, 30 Eylül’de bir sonraki faiz artışı tahminini ekimden aralığa kaydırmıştı. Yeni değerlendirmeyi haber yapan nokta, Fed’in ekim toplantısını gerçekten pas geçmesinden sonra da bu tahminin korunması ve 2027 için koşullu bir artış ihtimalinin vurgulanması.
Fed’de iki üye artış isterken diğerleri neden bekledi?
28 Ekim’de yayımlanan karar metninde ekonomik faaliyetin güçlü, iç talebin dirençli ve enflasyonun yüksek seyrettiği belirtildi. Buna karşın çoğunluk, daha fazla veri görmeden yeni faiz artışına gitmemeyi tercih etti. Lisa Cook ve Beth Hammack ise beklemeden 25 baz puanlık sıkılaştırma yapılmasını savundu.
Bu oy ayrılığı, Fed’in gelecek toplantıda mutlaka faiz artıracağı anlamına gelmiyor. Bununla birlikte komite içinde mevcut faiz düzeyini yeterli bulmayan üyelerin bulunduğunu gösteriyor. Eylül ayında yüzde 3,50–3,75 olan politika faizi 25 baz puan artırılarak bugünkü aralığa taşınmıştı; ekim kararı bu artışın ardından verilen ara oldu.
Kararın tam metni Fed’in 28 Ekim para politikası açıklamasında yer alıyor.
Aralıkta 25 baz puan artarsa faiz nereye çıkacak?
| Senaryo | Politika faizi aralığı | Bugünkü karara göre fark |
|---|---|---|
| 28 Ekim’de korunan düzey | Yüzde 3,75–4,00 | Değişiklik yok |
| Aralıkta 25 baz puan artış | Yüzde 4,00–4,25 | +25 baz puan |
| Aralıkta sabit bırakılması | Yüzde 3,75–4,00 | Değişiklik yok |
Aralık artışı senaryosunda üst sınır yüzde 4,25’e ulaşacak. Bu artış, Eylül 2026’daki ilk sıkılaştırmadan sonra yılın ikinci 25 baz puanlık adımı olacak. Fakat aynı sonuç için yalnızca bir aylık enflasyon verisi yeterli değil. Fed’in baktığı temel soru, fiyat baskılarının geçici enerji şokuyla mı sınırlı kaldığı yoksa mal ve hizmet fiyatlarına yayılıp yayılmadığı.
ABD tahvil piyasasında farklı vadeler farklı mesaj verdi
Fed kararının açıklandığı 28 Ekim’de iki yıllık ABD Hazine tahvili getirisi gün sonunda yüzde 4,67’ye gerilerken 10 yıllık getiri yüzde 5,05’e yükseldi. Bir önceki gün bu iki getiri sırasıyla yüzde 4,70 ve yüzde 4,99 düzeyindeydi. Aralarındaki fark böylece 29 baz puandan 38 baz puana çıktı.
Kısa vadede faiz beklentilerinin bir miktar geri çekilmesi ile uzun vadede enflasyon, borçlanma ve vade primi endişelerinin sürmesi aynı anda mümkün. Nitekim iki yıllık faiz düşerken 10 yıllık faizin yükselmesi, tüm tahvil piyasasında tek yönde satış yaşandığı anlamına gelmiyor. Bu ayrışma, Goldman Sachs’ın faiz patikası tahminini değerlendirirken gözden kaçırılmaması gereken bir veri.
Altın, dolar ve hisse senetleri açısından hangi riskler öne çıkıyor?
Aralık ayında beklenenden daha sıkı bir Fed, dolar cinsi kısa vadeli getiri beklentilerini yukarı taşıyabilir. Bu durum faiz getirisi olmayan altın için alternatif maliyet oluştururken, yüksek borçlanma ihtiyacı bulunan şirketlerde finansman koşullarını zorlaştırabilir. Yine de altın ve hisse fiyatlarının yönünü yalnızca politika faizi belirlemez; reel getiriler, büyüme ve yatırımcı risk iştahı da etkili olur.
Yükselen faizlerin teknoloji şirketleri üzerindeki etkisi de tek tip değil. Güçlü nakit üreten bir şirketle yatırımlarını ağırlıklı olarak dış kaynakla finanse eden şirketin aynı faiz artışına duyarlılığı farklı olabilir. Dolayısıyla faiz beklentisinin yükselmesi, bütün teknoloji hisselerinin aynı oranda gerileyeceği anlamına gelmez.
Aralık toplantısına kadar ne değişebilir?
Goldman Sachs’ın tahmini için belirleyici olan, enflasyonun yeniden hızlanıp hızlanmayacağı ve ekonomik büyümenin ne kadar dirençli kalacağı. Enerji fiyatlarında yeni artışlar, ücret ve hizmet maliyetlerinde güçlü seyir veya beklentileri aşan istihdam verileri ilave faiz artışı gerekçesini güçlendirebilir. Ters yöndeki veriler ise Fed’in bekleme süresini uzatabilir.
9 Aralık’ta sona erecek Fed toplantısı yeni ekonomik projeksiyonlarla birlikte yapılacak. Bu nedenle yalnızca karar değil, üyelerin 2027 faiz tahminlerindeki değişiklik de izlenecek. Goldman Sachs’ın aralık için öngördüğü 25 baz puanlık artış ile 2027’deki olası ek adımların birbirine karıştırılmaması gerekiyor: İlki kurumun mevcut temel beklentisi, ikincisi ise yeni enerji ve ekonomik veri şoklarına bağlı bir risk senaryosu.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.