Avrupa, 2026-2027 kışına son 15 yılın en düşük doğal gaz stoklarından biriyle hazırlanıyor. Avrupa Birliği genelindeki depoların doluluk oranı 5 Ağustos itibarıyla yüzde 57,66’ya gerilerken, mevcut seviye geçen yılın aynı döneminin yaklaşık 12 puan altında kaldı.
Gas Infrastructure Europe verileri, depolarda yaklaşık 651,7 teravatsaat doğal gaz bulunduğunu gösteriyor. Doluluk oranı, kayıtların başladığı 2011’den bu yana ağustos ayının bu dönemi için ölçülen en düşük seviyeye işaret ediyor.
İçindekiler
Avrupa’nın kış öncesinde yeterli rezerv oluşturabilmesi için önündeki birkaç ayda dolum hızını belirgin biçimde artırması gerekiyor. Küresel LNG piyasasındaki sıkışıklık, yüksek fiyatlar ve Asyalı alıcılarla yaşanan rekabet ise bu süreci zorlaştırıyor.
Yüzde 57,66
Yaklaşık 651,7 TWh
Yaklaşık 12 puan daha düşük
Avrupa’nın doğal gaz depoları neden dolmuyor?
Avrupa, depolama sezonuna önceki yıllara göre çok daha düşük bir başlangıç seviyesiyle girdi. 2025-2026 kışının ardından depolardaki doğal gaz miktarı yüzde 30’un altına kadar geriledi.
Normal şartlarda ilkbahar ve yaz aylarında tüketimin düşmesiyle birlikte depolara hızlı biçimde doğal gaz aktarılıyor. Bu yıl aynı toparlanma gerçekleşmedi.
Orta Doğu’daki çatışmaların LNG üretimi ve sevkiyatı üzerindeki etkisi, özellikle Katar kaynaklı arzın azalmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlik de küresel LNG ticaretinin en önemli güzergâhlarından birine ilişkin riskleri artırdı.
Avrupa’nın Rusya’dan gelen boru gazına bağımlılığını azaltmasının ardından LNG kargolarının önemi daha da yükseldi. LNG piyasasının küresel olması nedeniyle Avrupa yalnızca kendi bölgesindeki ülkelerle değil, Çin, Japonya, Güney Kore ve diğer Asyalı alıcılarla da aynı kargolar için rekabet ediyor.
Asyalı alıcıların daha yüksek fiyat teklif ettiği dönemlerde LNG gemileri Avrupa yerine Asya’ya yönlendirilebiliyor. Bu durum Avrupa’nın depolarını doldurabilmesi için daha yüksek fiyat ödemesini gerektiriyor.
Yüksek yaz fiyatları depolamayı zorlaştırıyor
Doğal gaz piyasasındaki fiyat yapısı da depolama faaliyetlerini desteklemiyor.
Normal şartlarda şirketler yaz aylarında daha düşük fiyattan doğal gaz satın alıp depoluyor ve kışın daha yüksek fiyatla satıyor. Mevcut piyasada yakın vadeli kontratların fiyatı, bazı kış kontratlarının üzerinde seyrediyor.
Bu fiyat yapısı şirketlerin bugün pahalı doğal gaz satın alarak depolamasını ekonomik açıdan daha az cazip hale getiriyor. Depolama, finansman ve gazın daha sonra tesisten çıkarılması için gereken maliyetler de hesaba katıldığında ticari teşvik daha da zayıflıyor.
Avrupa’nın depolama hedeflerine ulaşabilmesi için kamu destekleri, zorunlu alımlar veya şirketlere yönelik yeni teşvikler gündeme gelebilir.
Avrupa boru hatları ve LNG terminalleri üzerinden düzenli olarak doğal gaz almaya devam ediyor. Depolar, özellikle talebin aniden arttığı soğuk günlerde veya arz kesintilerinde sistemi koruyan stratejik tampon görevi görüyor. Risk, depoların düşük seviyede olması nedeniyle olası bir kesintiye karşı hareket alanının daralması.
En iyi senaryoda bile yüzde 75 tahmini
Wood Mackenzie tarafından yayımlanan analiz, Katar’daki üretimin eylül sonuna kadar büyük ölçüde normale dönmesi halinde bile Avrupa’nın 1 Kasım’da en fazla yüzde 75 doluluk seviyesine ulaşabileceğini gösteriyor.
Son beş yılda kasım ayı başındaki ortalama doluluk oranı yaklaşık yüzde 90 seviyesinde bulunuyordu.
Hürmüz Boğazı’ndaki kesintinin ve LNG arzındaki sıkıntının daha uzun sürmesi halinde depoların kış öncesinde yüzde 70’in altında kalabileceği tahmin ediliyor.
Avrupa Komisyonu bünyesindeki Gaz Koordinasyon Grubu, yüzde 80 seviyesindeki bir rezervin önümüzdeki kış için arz güvenliğini sağlayabileceğini değerlendiriyor. Mevcut doluluk ile bu seviye arasında hâlâ önemli bir fark bulunuyor.
Dolum hızının kalan haftalarda yükselmemesi, Avrupa’nın kış aylarına önceki yıllara göre daha küçük bir güvenlik tamponuyla girmesine yol açacak.
Soğuk kış doğal gaz fiyatlarını sıçratabilir
Avrupa’nın gösterge doğal gaz fiyatı olan TTF kontratları ağustos başında megavatsaat başına 53 avro civarında işlem görüyor. Fiyatlar, Orta Doğu’dan gelen diplomatik haberler ve LNG sevkiyatlarına ilişkin beklentilerle gün içerisinde sert hareketler gösterebiliyor.
Depoların düşük kalması tek başına enerji krizi yaşanacağı anlamına gelmiyor. Kışın sıcaklık seviyesi ve arz akışının devam edip etmemesi belirleyici olacak.
Ilıman bir kış yaşanması, doğal gaz tüketimini sınırlayarak depolardaki baskıyı azaltabilir. Uzun süreli ve sert soğuk hava dalgaları ise ısınma talebini hızla yükselterek rezervlerin beklenenden erken azalmasına neden olabilir.
Katar’dan LNG akışının toparlanmaması, Asya talebinin güçlü kalması veya boru hattı arzında yeni bir kesinti yaşanması durumunda doğal gaz fiyatlarında sert yükselişler görülebilir.
Doğal gaz Avrupa’da yalnızca konutların ısınmasında kullanılmıyor. Gazla çalışan elektrik santralleri nedeniyle fiyatlardaki artış elektrik maliyetlerine, sanayi üretimine ve enflasyona da yansıyabiliyor.
Avrupa’daki doğal gaz riski Türkiye’yi etkiler mi?
Avrupa’daki düşük stokların Türkiye’deki konut tarifelerine doğrudan ve aynı anda yansıması beklenmez. Türkiye’de tüketicilerin ödediği fiyatlar yalnızca Avrupa’daki TTF kontratlarına göre belirlenmiyor.
Buna karşılık LNG piyasasında yaşanan küresel sıkışıklık Türkiye’nin enerji maliyetleri açısından önem taşıyor. Avrupa’nın depolarını doldurmak için daha yüksek fiyat teklif etmesi, spot piyasadan alınan LNG kargolarının maliyetini artırabilir.
İthal doğal gaz maliyetlerindeki yükseliş enerji ithalatı faturası, elektrik üretim maliyetleri ve enflasyon görünümü üzerinde dolaylı baskı oluşturabilir. Döviz kuru, uzun vadeli doğal gaz anlaşmaları ve yurt içinde uygulanacak tarife kararları nihai etkinin büyüklüğünü belirleyecek.
Türkiye açısından kritik nokta Avrupa’nın depolarındaki tek bir günlük oran değil, LNG fiyatlarındaki yükselişin ne kadar süreceği olacak.
Piyasaların takip edeceği dört kritik gelişme
Önümüzdeki haftalarda Avrupa’daki günlük depolama hızı yakından izlenecek. Doluluk oranının yaz sonuna doğru hızlı biçimde yükselmemesi, kışa ilişkin fiyat riskinin güçlenmesine neden olabilir.
Katar’daki LNG üretiminin normale dönme zamanı, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği ve Asya ülkelerinin spot LNG talebi piyasanın diğer önemli başlıkları olacak.
Hava tahminleri de sonbahar aylarından itibaren fiyatlamalarda daha fazla etkili olmaya başlayacak. Erken başlayan soğuk hava, Avrupa’nın depolama dönemini beklenenden önce bitirebilir.
Mevcut tablo Avrupa’da yakın vadede bir doğal gaz kıtlığı yaşanacağını kesin olarak göstermiyor. Buna karşın düşük rezervler, piyasanın soğuk hava ve yeni arz kesintilerine karşı önceki yıllardan daha kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.