Küresel devlet tahvillerindeki satış 2 Eylül sabahında hızlandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 4,81’e çıkarak yaklaşık üç yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Japonya ve Avustralya’da da uzun vadeli faizlerin çok yıllı zirvelere taşınması, borçlanma maliyetlerindeki yükselişin tek bir piyasayla sınırlı kalmadığını ortaya çıkardı.
Reuters’ın piyasa verilerine göre Japonya’nın 10 yıllık getirisi yüzde 3,01 civarında kaldı. Avustralya’nın aynı vadeli tahvil faizi yüzde 5,198 ile 15 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıktı. Almanya’nın tahvil vadeli kontratları 2011’den bu yana en düşük düzeye inerken Fransız OAT kontratları rekor dip gördü.
İçindekiler
Tahvil fiyatı ile getiri ters yönde hareket eder. Satışlar fiyatı düşürdükçe yeni alıcının elde ettiği getiri yükselir.
Petrol fiyatı faiz beklentisini sertleştirdi
Satış dalgasının merkezinde enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden besleyebileceği endişesi bulunuyor. Brent petrol 2 Eylül sabahında yüzde 1 artışla 95,61 dolara yükseldi. Önceki seansta kaydedilen yaklaşık yüzde 6’lık artışın ardından fiyatın 95 doların üzerinde kalması, merkez bankalarının para politikasını gevşetmek yerine yeniden sıkılaştırabileceği beklentisini büyüttü.
Faiz kararlarına daha duyarlı olan ABD’nin iki yıllık tahvil getirisi yüzde 4,41’e ulaştı. Ocak 2025’ten bu yana görülmeyen seviye, kısa vadeli politika faizi beklentisindeki değişimi yansıtıyor. Vadeli piyasalarda eylül ayındaki Fed toplantısında faiz artışı olasılığı yaklaşık yüzde 68’e kadar fiyatlandı.
Avustralya’dan Fransa’ya ortak baskı
Tahvil piyasası yalnız petrol hareketini fiyatlamıyor. Yüksek kamu borcu, artan bütçe harcamaları ve piyasaya gelecek yeni tahvil arzı da yatırımcıların daha yüksek getiri istemesine yol açıyor. İngiltere’nin uzun vadeli faizleri salı günü 2008’den bu yana en yüksek düzeyi görürken Fransa’nın borç görünümü Avrupa’daki satışın hassas başlıkları arasında yer aldı.
Teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek için yoğun biçimde tahvil ihraç etmesi de piyasadaki kaynak talebini artırıyor. Özel sektörün yüksek faizle borçlanmayı kabul etmesi, yatırımcıların devlet tahvillerinde de daha cazip getiri aramasına neden oluyor.
Japonya cephesindeki yüzde 3 eşiği ise 30 yıllık bir kırılmaya karşılık geliyor. PiyasaDetay’ın Japonya tahvil faizindeki yükselişe ilişkin haberinde BOJ beklentileri ve ülkenin bütçe planları ayrıntılı biçimde ele alınmıştı. Son işlemlerde küresel satışın sertleşmesi, Japon tahvillerindeki tarihi hareketi daha geniş bir fonlama maliyeti artışının parçası haline getirdi.
Yüzde 5 eşiği hisse değerlemelerini sıkıştırabilir
ABD 10 yıllık tahvil faizi, şirket değerlemelerinde kullanılan risksiz getiri için temel referanslardan biri. Oranın yükselmesi gelecekteki şirket kârlarının bugünkü değerini azaltırken yatırımcılara hisse senedi dışında daha yüksek getirili bir alternatif sunuyor. Kredi, konut ve şirket tahvili faizleri de Hazine tahvillerindeki harekete bağlı olarak yukarı gidebiliyor.
Hisse piyasaları sabah işlemlerinde tahvil hareketine eşlik etti. Japonya’da Nikkei yüzde 2,6 gerilerken Güney Kore’de KOSPI kaybı yüzde 3’ü aştı. MSCI’ın Japonya dışındaki Asya Pasifik endeksi yüzde 1,5 düştü. Yüksek faiz ile pahalı enerji aynı anda fiyatlanınca büyüme hisseleri ve dış finansmana duyarlı şirketler daha fazla baskı gördü.
Saxo Bank Baş Yatırım Stratejisti Charu Chanana, yüzde 5 seviyesinin alıcıları geri getirmeden önce görülmesinin giderek daha olası hale geldiği görüşünde. Yüzde 5 bir kurum tahmini olarak kalıyor. Piyasada gerçekleşen son değer yüzde 4,81.
İstihdam verileri yeni yönü sınayacak
ABD’de ADP özel sektör istihdam raporu 2 Eylül’de, tarım dışı istihdam verisi ise 4 Eylül Cuma günü açıklanacak. Güçlü istihdam rakamları faiz artışı beklentisini destekleyebilir. Zayıf veriler tahvil piyasasındaki satışın hızını azaltabilir. Petrol fiyatı ve ABD 10 yıllık getirinin yüzde 5’e uzaklığı, iki veri arasındaki günlerde fiyatlamanın en somut göstergeleri olacak.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.