Çin ekonomisine yönelik doğrudan yabancı yatırımlarda yön değişimi hız kazanırken, ülkede kurulan yeni yabancı sermayeli şirket sayısı yıllık bazda yüzde 7 artış kaydetti. Açıklanan resmi veriler çerçevesinde, özellikle Afrika ve Orta Doğu menşeli sermaye girişlerinin yüksek oranlı büyümesi dikkat çekti.
Son dönemde Batılı ülkeler ile Pekin yönetimi arasında artan jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerini ayrıştırma çabaları yatırımların coğrafi yapısını doğrudan etkiliyor. ABD, İngiltere ve Japonya kaynaklı yeni şirket kurulumlarında gerileme yaşanırken, Küresel Güney ve Körfez sermayesi Çin pazarındaki varlığını güçlendiriyor.
İçindekiler
Afrika Birliği ülkelerinden gelen yeni şirket sayısı yüzde 42,8 artış gösterdi.
Arap ülkeleri kaynaklı yatırımcı kurulumlarında yüzde 20,6 yükseliş kaydedildi.
ABD, İngiltere ve Japonya menşeli şirketlerin pazara giriş oranlarında düşüş görüldü.
Ticaret rotalarında eksen kayması: Küresel Güney öne çıkıyor
Çin’de açılan yeni şirketlerin ülke bazlı dağılımı, küresel sermaye akışlarındaki yapısal dönüşümü net şekilde ortaya koyuyor. Afrika Birliği üyesi ülkelerden gelen şirket sayısındaki yüzde 42,8’lik keskin artış, Pekin’in kıta genelinde uzun süredir yürüttüğü altyapı ve ticaret ortaklıklarının özel sektöre de yansıdığını gösteriyor.
Benzer şekilde Arap ülkelerinden Çin’e yönelen yatırımlar yüzde 20,6 oranında artarak Körfez bölgesinin Asya ekonomileriyle entegrasyon arayışını teyit ediyor. Enerji ticaretiyle başlayan stratejik iş birlikleri, finans, lojistik ve teknoloji alanındaki yeni girişimlerle çeşitlenmeye devam ediyor.
Batılı şirketlerin temkinli yaklaşımı sürüyor
Gelişmiş ekonomilerin Çin pazarına yönelik doğrudan yatırım iştahında ise belirgin bir yavaşlama izleniyor. ABD, İngiltere ve Japonya merkezli firmaların Çin’de yeni birim açma konusundaki çekimserliği, Washington ve Brüksel hattındaki ticaret kısıtlamalarının ve korumacı politikaların bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Batılı fonların “Çin artı bir” stratejisini benimseyerek yatırımlarının bir kısmını Güneydoğu Asya ve Hindistan gibi alternatif bölgelere kaydırmasına yol açıyor. Bu durum, Pekin pazarında Batı sermayesinin payının kademeli olarak dengelenmesine neden oluyor.
Küresel yatırımlar açısından sırada ne var?
Önümüzdeki dönemde Çin hükümetinin yabancı sermayeyi çekmeye devam etmek amacıyla yüksek teknoloji, imalat ve yeşil enerji sektörlerinde ilave teşvik adımları atması bekleniyor. Batı kaynaklı doğrudan yatırımların seyri ise küresel ticaret diplomasisi ve jeopolitik ilişkilere bağlı kalmaya devam edecek.
Gelişmekte olan ülkeler ile Çin arasındaki sermaye akışının ivme kazanması beklenirken, uluslararası yatırımcıların Asya pazarındaki risk ve fırsat dengesini yakından takip edeceği öngörülüyor.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.