İlaç şirketlerinin ABD yatırımları, Reuters’ın şirket açıklamalarından derlediği hesaba göre yaklaşık 500 milyar dolara ulaştı. Son halka Bristol Myers Squibb’den geldi: Şirket, Houston’da 2,3 milyar dolarlık yeni bir üretim kampüsü kuracağını açıkladı.
Manşetteki toplam, tek seferde aktarılacak ortak bir fon değil. Farklı şirketlerin beş yıla veya 2030’a kadar uzanan fabrika, araştırma-geliştirme ve tedarik zinciri taahhütlerini bir araya getiriyor. Yine de ölçek, ilaç endüstrisinin üretim haritasını ABD tarifeleri yürürlüğe girmeden değiştirmeye başladığını gösteriyor.
İçindekiler
2,3 milyar dolarlık Houston tesisi ne üretecek?
Bristol Myers, yaklaşık 600 bin metrekarelik Houston kampüsünü farklı ilaç türlerine uyarlanabilen modüler bir tesis olarak tasarlıyor. Küçük moleküllü ilaçların yanında biyolojik ürünler ve antikor-ilaç konjugatları aynı kampüste üretilebilecek. Şirket yaklaşık 500 nitelikli istihdam oluşturmayı bekliyor.
Yeni yatırım, Bristol Myers’ın beş yıl için açıkladığı 40 milyar dolarlık ABD programının parçası. Buradaki ayrıntı yalnızca fabrikanın büyüklüğü değil; üretim hattının henüz geliştirme aşamasındaki ilaçlardan ticari ürünlere kadar farklı ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenebilecek olması. Şirket böylece hangi tedavinin başarılı olacağı kesinleşmeden tek ürüne bağımlı bir kapasite kurmuyor.
Küresel ilaç şirketlerinin açıkladığı çok yıllı ABD taahhütleri yaklaşık 500 milyar dolara ulaştı.
Bristol Myers, Houston’daki üretim kampüsüne yaklaşık 2,3 milyar dolar yatıracak.
Yerel üretim; tarife riskini, ithalat bağımlılığını ve tedarik kesintisi ihtimalini azaltıyor.
Tarife muafiyeti yeni yatırım aracına dönüştü
Şirketler yatırım kararlarını yalnızca ABD’deki ilaç talebiyle açıklamıyor. Yerel üretim, olası ilaç tarifelerine karşı doğrudan koruma sağlayabiliyor. Pfizer ile ABD yönetimi arasındaki anlaşma bu modelin en açık örneği.
Pfizer, araştırma, geliştirme ve sermaye projeleri için ABD’ye ilave 70 milyar dolar ayıracağını duyurdu. Bunun karşılığında Section 232 incelemesi kapsamındaki ürünleri için, ülkedeki üretim yatırımlarını artırması şartıyla üç yıllık tarife muafiyeti aldı.
Bu düzenleme bütün ilaç şirketlerine verilmiş genel bir istisna değil. Yine de sektörün önündeki pazarlık çerçevesini gösteriyor: Şirket ABD’de fabrika ve istihdam taahhüt ederken yönetim ithalat vergisi konusunda öngörülebilirlik sağlıyor.
50 milyar dolarlık iki ayrı program
AstraZeneca, 2030’a kadar ABD’de üretim ve araştırma-geliştirmeye 50 milyar dolar yatırmayı planlıyor. Programın merkezinde Virginia’da kurulacak 4,5 milyar dolarlık tesis bulunuyor. Şirket, 2030’da ulaşmayı hedeflediği 80 milyar dolarlık gelirin yarısının ABD’den gelmesini bekliyor.
Roche da beş yıllık dönem için 50 milyar dolarlık taahhüt açıkladı. İsviçreli şirket yeni kapasite tamamlandığında ABD’den ihraç ettiği ilaç miktarının ithalatını aşmasını öngörüyor. Bu hedef gerçekleşirse ABD, Roche açısından yalnızca en büyük satış pazarlarından biri değil, küresel tedarik üssü haline gelecek.
GSK’nin beş yıllık 30 milyar dolarlık programı ve Eli Lilly’nin yeni üretim tesisleri de aynı yönü destekliyor. Yatırımlar kanser ilaçlarından obezite tedavilerine, biyolojik ürünlerden teşhis sistemlerine kadar sektörün en hızlı büyüyen alanlarında yoğunlaşıyor.
500 milyar doların tamamı yeni fabrika harcaması değil
Toplam rakam değerlendirilirken şirketlerin farklı tanımlar kullandığı unutulmamalı. Bazı programlar yalnızca üretim tesislerini kapsarken bazıları araştırma merkezleri, teknoloji yatırımları ve mevcut fabrikaların genişletilmesini de içeriyor. Taahhüt edilen tutarlar yıllara yayıldığı için 500 milyar doların tamamı kısa sürede nakit çıkışına dönüşmeyecek.
Yatırımcı açısından ilk etki daha yüksek sermaye harcaması ve tesisler üretime geçene kadar serbest nakit akışı üzerinde baskı olabilir. Karşılığında şirketler ithalat vergisinden korunma, daha dayanıklı tedarik zinciri ve dünyanın en kârlı ilaç pazarına daha yakın üretim avantajı elde ediyor.
Bir sonraki kritik veri yeni bir milyar dolarlık manşetten çok, açıklanan projelerin ne kadarının izin, inşaat ve üretim aşamasına geçtiği olacak. Fabrikalar tamamlandıkça ilaç sektöründeki rekabet yalnızca yeni tedavilerin etkinliğiyle değil; ürünü ABD içinde, tarifeye takılmadan ve yeterli kapasiteyle kimin üretebildiğiyle de belirlenecek.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.