Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki risk algısının temel göstergelerinden 5 yıllık kredi risk primi (CDS), 26 Ağustos işlemlerinde 217 baz puana kadar geriledi. Böylece gösterge 18 Şubat’tan bu yana en düşük seviyesini gördü.
CDS’teki düşüş yalnızca yurt içi gelişmelerle sınırlı bir fiyatlamadan kaynaklanmıyor. Orta Doğu’da diplomasi ihtimalinin yeniden güçlenmesiyle petrol fiyatlarının gerilemesi, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahının toparlanmasına katkı sağladı. Türkiye tarafında TCMB’nin yaklaşık altı aylık aranın ardından bir hafta vadeli repo ihalelerine dönmesi de tahvil ve risk primi fiyatlamasında yeni bir başlık oluşturdu.
İçindekiler
5 yıllık kredi risk primi 217 baz puana gerileyerek 18 Şubat'tan bu yana en düşük seviyeyi gördü.
İran diplomasisine ilişkin beklentilerle Brent petrol 26 Ağustos'ta 86 dolar bölgesine kadar geriledi.
Merkez Bankası, 1 Mart'tan beri ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başladı.
Türkiye’nin CDS’i son haftalarda hızla geriledi
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i temmuz sonunda 240 baz puan çevresinde bulunurken ağustos boyunca aşağı yönlü bir seyir izledi. Tarihsel piyasa verilerinde 24 Ağustos kapanışı 219,99 baz puan seviyesindeydi. Bugün görülen 217 baz puanlık seviye, bu eğilimin bir adım daha ileri taşınması anlamına geliyor.
CDS, bir ülkenin borçlarını geri ödeme riskine karşı satın alınan korumanın maliyetini ifade ediyor. Risk primindeki düşüş, Türkiye’nin dış borçlanma araçları açısından piyasanın talep ettiği risk tazminatının gerilediği bir döneme işaret ediyor. Bunun tahvil getirilerine aynı büyüklükte ve aynı anda yansıması ise zorunlu değil.
Petrolün 86 dolara gerilemesi Türkiye açısından neden önemli?
Küresel tarafta en belirgin değişim enerji fiyatlarında yaşandı. Brent petrol salı günü 88,58 dolardan kapanmasının ardından çarşamba günü 86,3 dolar çevresine kadar geriledi.
Fiyat düşüşünde İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini rahatlatabilecek görüşmelerin yeniden başlaması etkili oldu. Tarafların geçici bir güvenli geçiş koridoru ve mayın temizliği üzerinde çalışabileceğine ilişkin haberler, bölgedeki enerji arzına yönelik en kötü senaryoların kısa vadede geri plana itilmesini sağladı.
Türkiye enerji ithalatçısı bir ekonomi olduğu için petrol fiyatındaki kalıcı gerileme; enerji ithalat faturası, cari denge ve enflasyon açısından olumlu bir dış koşul yaratabilir. Buna karşılık Hürmüz’deki trafik henüz savaş öncesi seviyelerine dönmüş değil ve bölgedeki askeri risk tamamen ortadan kalkmış değil.
TCMB haftalık repo kanalını yeniden açtı
Yurt içinde risk fiyatlamasına eşlik eden diğer gelişme TCMB’nin likidite yönetiminde yaptığı değişiklik oldu. Merkez Bankası, 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine 23 Ağustos’ta yeniden başlanmasına karar verdi.
TCMB’nin politika faizi yüzde 37, gecelik borç verme faizi ise yüzde 40 seviyesinde bulunuyor. Haftalık repo kanalının yeniden kullanılmaya başlanması, bankacılık sisteminin hangi faiz seviyesinden ve ne kadar fonlandığı açısından önem taşıyor.
Karar doğrudan yeni bir politika faizi indirimi anlamına gelmiyor. Fiili fonlama maliyetindeki etki, TCMB’nin haftalık repo ihaleleri üzerinden sağlayacağı likiditenin büyüklüğüne ve bankaların toplam fonlama yapısındaki payına bağlı olacak.
Petrol, tahvil ve CDS aynı yönde hareket etti
Son fiyatlamada Türkiye açısından üç ayrı piyasa kanalı aynı anda çalışıyor. Petrol fiyatındaki düşüş dış denge ve enflasyon riskini hafifletirken, küresel tahvil faizlerindeki gerileme gelişmekte olan ülkelerin borçlanma koşullarını destekliyor. Yurt içinde ise repo kanalının yeniden açılması TL fonlama koşullarının normalleşmesine yönelik beklentiyi artırdı.
ABD tahvil piyasasında da petrol fiyatlarındaki geri çekilmeye eşlik eden alımlar görüldü. ABD 10 yıllık tahvil getirisi salı günkü işlemlerde yaklaşık 4,67 seviyelerine geriledi. Daha düşük küresel faizler, dolar cinsi gelişmekte olan ülke tahvillerinde risk iştahını destekleyebiliyor.
217 baz puan kalıcı olacak mı?
CDS’teki gerilemenin devamı için yalnızca bugünkü seviyeye bakmak yeterli olmayacak. İran diplomasisinin kalıcı bir gerilim düşüşüne dönüşüp dönüşmeyeceği ve Hürmüz’deki tanker trafiğinin normale yaklaşıp yaklaşmayacağı küresel taraftaki ilk iki başlık.
Yurt içinde ise TCMB’nin repo ihaleleriyle sağladığı fonlamanın miktarı, rezervlerin seyri ve enflasyon beklentileri risk primi açısından belirleyici veriler arasında bulunuyor. TCMB’nin son Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 23,69’a gerilerken yıl sonu tahmini yüzde 29,43’e yükselmişti.
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’inde 217 baz puanın altında yeni seviyelerin görülmesi halinde şubat ayındaki düşük bölgelere doğru hareket devam edebilir. Tersi senaryoda petrol fiyatlarında yeni bir sıçrama veya Orta Doğu’da askeri riskin yeniden artması son haftalardaki düşüşün bir bölümünün geri verilmesine yol açabilir.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.