Dünyanın borç hanesine 2026’nın ilk altı ayında 10 trilyon dolardan fazla yeni yük eklendi. Uluslararası Finans Enstitüsü’nün hesabına göre toplam borç 365,5 trilyon dolara ulaştı. Bu tutar, küresel ekonomide bir yılda üretilen gelirin yaklaşık 3,1 katı.
Artış çok büyük olsa da geçen yılın aynı döneminden daha yavaş. Küresel borç 2025’in ilk yarısında yaklaşık 21 trilyon dolar büyümüştü. 2026’daki artış bunun yarısından az kaldı, fakat toplam stok yeni bir rekor düzeyde.
Borç artışının ağırlığı gelişen ekonomilerden geldi
IIF’nin Küresel Borç İzleme raporunda yılın ilk yarısındaki yükselişin büyük bölümü gelişen piyasalara bağlandı. Kamu borcu ile finans dışı şirketlerin borcu kendi kategorilerinde rekor seviyelere çıktı. Bu dağılım, yeni borçlanmanın yalnızca hanehalkı kredilerinden ya da finans sektöründen kaynaklanmadığını gösteriyor.
Haziran sonu itibarıyla kamu kesiminin borcu 110,5 trilyon dolar, finans dışı şirketlerin borcu 105,1 trilyon dolar olarak hesaplandı. Finans sektörünün borcu 84,3 trilyon dolara, hanehalkı borcu ise 65,7 trilyon dolara ulaştı. Dört kalemin toplamı, yuvarlama farkıyla 365,5 trilyon dolarlık küresel stoku oluşturuyor.
Toplam borcun dolar cinsinden artması her zaman aynı miktarda yeni kredi kullanıldığı anlamına gelmiyor. Kur hareketleri, özellikle doların diğer para birimleri karşısındaki yönü, avro veya yen cinsinden borçların dolar karşılığını değiştirebiliyor. IIF verisi ülkeler ve sektörler arasında karşılaştırma sağlıyor, fakat her ülkenin ödeme kapasitesi faiz, vade ve para birimi yapısına göre farklılaşıyor.
Yüzde 310 oranı neden önemli?
Borç stokunun küresel gelire oranı yaklaşık yüzde 310. Oranın sabit kalması bile mutlak borç tutarı yükselirken daha büyük faiz ödemesi ve daha yoğun refinansman ihtiyacı yaratabiliyor. Özellikle kısa vadeli veya döviz cinsi borcu yüksek ülkeler, piyasa faizleri yükseldiğinde yeni finansmana daha pahalı erişiyor.
Kamu borcundaki 110,5 trilyon dolarlık stok bütçeler için doğrudan faiz yükü taşırken, finans dışı şirketlerdeki 105,1 trilyon dolar yatırım ve istihdam kararlarına temas ediyor. Borcun çevrilme maliyeti arttığında şirketler yeni yatırımını erteleyebilir, devletler ise faiz harcaması için bütçede daha fazla pay ayırmak zorunda kalabilir.
IIF’nin bir sonraki çeyrek raporu, yılın ikinci yarısında borç artış hızının yeniden yükselip yükselmediğini gösterecek. Karşılaştırılacak temel eşikler 365,5 trilyon dolarlık stok ve yüzde 310’luk borç-milli gelir oranı olacak.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.