ABD’de uzun vadeli borçlanma maliyeti 22 yıl sonra yeniden yüzde 5,41’in üzerine çıktı. 30 yıllık Hazine tahvilindeki satış, kısa süreli bir fiyat hareketinin ötesine geçti. Aynı saatlerde 10 yıllık faiz yüzde 5,13’e ulaşırken, 5 yıllık faiz de 2007’den beri ilk kez yüzde 5 eşiğini aştı.
Rakamlar 23 Eylül Çarşamba günü Türkiye saatiyle 22.49’da yayımlanan piyasa verilerine dayanıyor. ABD tahvil piyasasında işlem sürerken görülen seviyeler bunlar. Dolayısıyla oranlar gün sonu kapanışı değil, satışın sertleştiği andaki fiyatlamayı gösteriyor.
Satış baskısı tek vadeyle sınırlı kalmadı
30 yıllık faiz yüzde 5,41 ile 2004’ten bu yana en yüksek düzeyini gördü. Gösterge kabul edilen 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 17 baz puan artarak yüzde 5,13’e çıktı ve 2007 sonrası zirveye ulaştı. Beş yıllık tahvil faizi de yüzde 5’in üzerine taşındı.
Bu tablo, tahvil fiyatlarındaki düşüşün eğrinin belirli bir bölümünde kalmadığını gösteriyor. Faizlerin 5 yıldan 30 yıla kadar birlikte yükselmesi, hem para politikasına duyarlı orta vadeyi hem de enflasyon ve kamu borçlanması beklentilerinin daha ağır bastığı uzun vadeyi etkiliyor.
Günün ilk baskısı petrol fiyatlarından geldi. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, enflasyonun hedefe dönüş süresinin uzayabileceği endişesini besledi. Ardından ABD’de imalat ve hizmet sektörlerini birlikte izleyen bileşik PMI’ın eylülde 58,4’e çıkarak beş yılın en güçlü artışına işaret etmesi, faiz indiriminden çok yeni faiz artışlarının konuşulduğu piyasa zeminini güçlendirdi.
Beş yıllık ihalede talep zayıf kaldı
Satışın günün ilerleyen bölümünde hızlanmasında ABD Hazinesinin beş yıllık tahvil ihalesi etkili oldu. İhaleye gelen talebin beklentiden zayıf kalması, yatırımcıların mevcut faiz düzeyinde daha fazla tahvil almak konusunda isteksiz davrandığını gösterdi. Tahvilde fiyat düştükçe getiri yükseldiği için bu zayıflık doğrudan piyasa faizlerine yansıdı.
Uzun vadeli ABD faizi dünya finans sisteminin referanslarından biri. Yüzde 5’in üzerindeki kalıcı bir seviye, şirketlerin dolar cinsi borçlanma maliyetinden konut kredilerine kadar geniş bir alana taşınabilir. Gelişmekte olan ülkeler açısından da ABD tahvilinin sunduğu risksiz getiri yükseldikçe, dolar cinsi tahvil ihraçlarında talep edilen ek prim artabiliyor.
Türkiye cephesinde aynı gün tamamlanan 10 yıllık dolar cinsi Eurobond ihracında getiri yüzde 7,65 oldu. İlk getiri beklentisi yüzde 7,875 düzeyindeydi. ABD faizlerindeki yeni sıçrama, sonraki dış borçlanmalarda yalnız ülke risk priminin değil, üzerine fiyatlama yapılan Amerikan tahvil getirisinin de daha yüksek bir başlangıç noktası oluşturduğu anlamına geliyor.
23 Eylül’de görülen eşikler net: 5 yıllık faiz yüzde 5’in, 10 yıllık faiz yüzde 5,13’ün, 30 yıllık faiz ise yüzde 5,41’in üzerine çıktı. Piyasanın bir sonraki ölçümü, bu seviyelerin günlük dalgalanma olarak kalıp kalmadığı ve yeni tahvil ihalelerinde yatırımcının hangi getiriyi talep edeceği olacak.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.