ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi 15 Eylül sabahında yüzde 5,0328’e çıkarak 2007’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Küresel tahvil piyasasında satışların yayılmasıyla oluşan bu seviye, yalnız ABD’nin borçlanma maliyetini değil, hisse değerlemelerinden konut kredilerine kadar geniş bir fiyatlama alanını etkileyen temel referansın yüzde 5 eşiğini aştığını gösterdi.
Tahvil fiyatı ile getiri ters yönde hareket ediyor. Yatırımcılar tahvil sattığında fiyat düşerken, yeni alıcının elde edeceği getiri yükseliyor. ABD 10 yıllık faizindeki sıçrama da uzun vadeli enflasyon, kamu borcu ve para politikasına ilişkin risklerin tahvil fiyatlarına daha yüksek getiri talebi olarak yansıdığını ortaya koydu.
İçindekiler
Satış ABD ile sınırlı kalmadı
Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 3’ün üzerine çıkarak yaklaşık otuz yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Avustralya’nın 10 yıllık faizi yedi baz puan artışla yüzde 5,41’e yükseldi ve son üç haftadaki toplam artış yaklaşık 40 baz puanı buldu.
Avrupa’da da benzer bir yön izlendi. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,55 ile 2009’dan bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın seyretti. Fransa’nın aynı vadeli tahvil getirisi ise yaklaşık on sekiz yılın zirvesine yaklaştı. Farklı ekonomilerde aynı anda görülen satış, uzun vadeli fonlama maliyetlerinin küresel ölçekte yeniden fiyatlandığını gösteren somut bir hareket oluşturdu.
Fed beklentileri daha yüksek faizi destekliyor
Vadeli piyasalarda ABD Merkez Bankası’nın çarşamba günkü toplantıda politika faizini 25 baz puan artıracağı beklentisi ağırlığını koruyor. İşlemcilerin fiyatlaması, 2027 ortasına kadar yaklaşık 40 baz puanlık ek sıkılaşmaya da alan bırakıyor. Enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden besleyebileceği kaygısı ve güçlü kalan talep, faizlerin kısa sürede düşeceği beklentisini zayıflatıyor.
Fed kararı açıklanmadan önce tahvil piyasasında görülen yüzde 5,03 seviyesi, merkez bankasının söylemine hassasiyeti artırdı. Karar metninde enflasyonun kalıcılığına, ekonomik büyümeye ve sonraki toplantılara ilişkin verilecek mesajlar getiri eğrisinin yeni yönü için doğrudan önem taşıyor. Beklentiden daha sert bir ton uzun vadeli faizleri yüksek tutabilir. Daha dengeli bir iletişim ise satışların hızını azaltabilir.
Hisse değerlemeleri ve kredi maliyeti baskı altında
ABD 10 yıllık tahvil faizi, finansal modellerde risksiz getiri göstergesi olarak kullanılıyor. Oranın yükselmesi gelecekte elde edilmesi beklenen şirket kârlarının bugünkü değerini düşürüyor ve özellikle yüksek çarpanla işlem gören büyüme hisseleri üzerinde baskı yaratıyor. Aynı zamanda yatırımcılara hisse senedi dışında daha yüksek getirili bir alternatif sunuyor.
Etkiler kredi piyasasına da uzanıyor. Konut kredileri, şirket tahvilleri ve uzun vadeli finansman ürünleri Hazine tahvillerindeki harekete duyarlı. Gösterge faizin yüzde 5’in üzerinde kalıcı olması, hem şirketlerin yeni borçlanma maliyetini artırabilir hem de ekonomik faaliyete yönelik finansman koşullarını sıkılaştırabilir.
Asya borsaları sabah işlemlerinde bu baskıyı fiyatladı. Japonya’da Nikkei yüzde 2,6 gerilerken Güney Kore’de KOSPI’nin kaybı yüzde 3’ü aştı. MSCI’ın Japonya dışındaki Asya Pasifik endeksi yüzde 1,5 düştü. Piyasanın bir sonraki somut sınavı, Fed’in 16 Eylül’de açıklayacağı faiz kararı ve karar sonrası vereceği mesajlar olacak.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.