ABD Merkez Bankası’nın yarın açıklayacağı faiz kararı öncesinde piyasanın sorusu değişti. Birkaç gün önce tartışma Fed’in eylül toplantısında faizi artırıp artırmayacağı üzerindeydi. Şimdi yatırımcılar daha ileriye bakıyor: Bu artışın ardından kaç adım daha gelecek?
Reuters’ın son anketinde 101 ekonomistin 86’sı Fed’in 16 Eylül’de politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına çıkarmasını bekliyor. Vadeli piyasalardaki fiyatlama ise daha uzun bir sıkılaşma sürecine işaret ediyor; Temmuz 2027’ye kadar yaklaşık dört faiz artışı fiyatlara girmiş durumda.
İçindekiler
- 25 baz puanlık artış yalnız başlangıç olabilir
- Fed neden yeniden faiz artırmaya hazırlanıyor?
- Petrol fiyatları faiz hesabını değiştirdi
- Trump ise tam tersini istiyor
- Ara seçimler yaklaşırken yüksek faiz neden önemli?
- ABD tahvil faizi yüzde 5’i geçti
- Altın için de denklem değişiyor
- Yarın piyasalar hangi mesajı arayacak?
101 ekonomistin 86'sı Fed'den 25 baz puanlık faiz artışı bekliyor.
Vadeli piyasalarda Temmuz 2027'ye kadar yaklaşık dört faiz artışı fiyatlanıyor.
Donald Trump ise ABD'nin dünyanın en düşük faiz oranlarına sahip olması gerektiğini söylüyor.
25 baz puanlık artış yalnız başlangıç olabilir
Fed’in yarın atacağı olası adım piyasa açısından giderek daha az sürpriz taşıyor. Asıl belirsizlik sonraki toplantılarda başlıyor.
Reuters anketinde faiz patikasına ilişkin görüş bildiren ekonomistlerin çoğunluğu, Mart 2027 sonuna kadar yarınki hamlenin ardından en az bir artış daha gelme ihtimalini güçlü görüyor. Vadeli piyasa fiyatlaması bunun da ötesinde; yaz aylarına kadar toplam sıkılaşmanın yaklaşık dört çeyrek puanlık adıma ulaşabileceği hesaplanıyor.
Buradaki fark önemli. Ekonomist tahminleri ile vadeli piyasa fiyatları aynı şey değil. Piyasa her yeni enflasyon, istihdam ve büyüme verisiyle faiz beklentisini yeniden ayarlıyor.
Vadeli piyasaların Temmuz 2027’ye kadar yaklaşık dört artış fiyatlaması, Fed’in dört kez faiz artıracağı anlamına gelmiyor. Bu rakam mevcut ekonomik veriler ve yatırımcı beklentilerinden oluşan anlık piyasa fiyatlamasını gösteriyor.
Fed neden yeniden faiz artırmaya hazırlanıyor?
Faiz beklentilerindeki değişim çok kısa sürede gerçekleşti. Fed temmuz toplantısında yüzde 3,50-3,75 aralığındaki faizi değiştirmemişti. Üstelik karar oybirliğiyle çıkmadı; üç üye o toplantıda 25 baz puanlık artış istedi.
O tarihten bu yana enflasyon tarafındaki rahatlama beklenen ölçüde gelmedi. Ekonomi ve iş gücü piyasasının dirençli kalması da Fed’in yüksek faizi büyümeyi ciddi biçimde bozmayacak şekilde kullanabileceği görüşünü güçlendirdi.
Enerji şoku ise hesabı daha karmaşık hale getirdi. Brent petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması; ulaşım, üretim ve tüketici fiyatlarında ikinci tur etkilerin oluşabileceği endişesini artırıyor.
Petrol fiyatları faiz hesabını değiştirdi
Fed açısından yüksek petrol fiyatının kendisinden çok ne kadar süre yüksek kalacağı önemli. Enerji fiyatındaki birkaç günlük sıçrama para politikasında doğrudan değişiklik gerektirmeyebilir. Fakat maliyet artışının diğer mal ve hizmet fiyatlarına yayılması enflasyon beklentilerini bozabilir.
Brent petrolün 108 dolar çevresini test ettiği bir dönemde piyasanın faiz artışlarını daha agresif fiyatlamaya başlaması tesadüf değil. Yüksek enerji maliyeti, Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine dönüşünü daha uzun ve zor bir sürece çevirebilir.
Trump ise tam tersini istiyor
Para politikasındaki bu dönüş Beyaz Saray’ın istediği yönde değil. Donald Trump, Fed toplantısından günler önce ABD’nin dünyanın en düşük faiz oranına sahip olması gerektiğini söyledi.
Bu açıklama, piyasanın yeni faiz artışlarını fiyatladığı bir dönemde geldi. Fed’in enflasyon nedeniyle sıkılaşması ile Trump yönetiminin daha ucuz kredi talebi arasındaki fark böylece daha görünür hale geldi.
Fed’in yarın artırıma gitmesi halinde Trump’ın vereceği tepki henüz bilinmiyor. Ancak başkanın son açıklamaları, faizlerin yükselmesinden memnun olmayacağına işaret ediyor.
Ara seçimler yaklaşırken yüksek faiz neden önemli?
Faiz tartışmasının siyasi tarafı da giderek büyüyor. ABD ara seçimlerine yaklaşırken seçmenlerin en hassas olduğu konuların başında yaşam maliyeti geliyor.
Reuters/Ipsos’un son araştırmasında Demokratlar genel Kongre tercihinde yüzde 44 ile Cumhuriyetçilerin yüzde 37 önünde. Trump’ın görev onayı ise yüzde 35 seviyesinde. Ekonomi başlığında iki parti arasındaki fark oldukça dar.
Bu tablo, Fed kararının seçim sonucunu belirleyeceği anlamına gelmiyor. Ancak yüksek faiz günlük hayatta oldukça görünür: mortgage, otomobil kredileri, kredi kartları ve işletme finansmanı pahalılaşıyor.
Fed açısından ikilem de burada. Enflasyonu kontrol etmek için faizleri yükseltmek gerekebilir; fakat aynı politika kredi kullanan hane ve şirketlerin maliyetini kısa vadede daha da artırıyor.
ABD tahvil faizi yüzde 5’i geçti
Piyasa aslında Fed kararını beklemeden finansal koşulları sıkılaştırmaya başladı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5’in üzerine çıktı.
Bu seviye hisse piyasası açısından da önemli. Yatırımcı tahvilden yüksek ve görece risksiz getiri elde edebildiğinde hisse senedine yatırım yapmak için daha yüksek bir getiri talep ediyor. Özellikle yüksek değerlemeye sahip teknoloji hisseleri bu denklemden daha fazla etkilenebiliyor.
Konut tarafındaki sonuç ise daha doğrudan. ABD’de 30 yıllık mortgage faizlerinin yüksek seyretmesi, uzun süredir beklenen konut piyasası rahatlamasını geciktirebilir.
Altın için de denklem değişiyor
Artan Fed faiz beklentisi dolar ve tahvil getirilerine destek verirken faiz getirisi olmayan altın üzerinde baskı oluşturuyor. Jeopolitik risk normal koşullarda güvenli liman talebini artırabilecek olsa da yüksek faiz beklentisi bu etkiyi dengeleyebiliyor.
Canlı fiyatlar Altın fiyatlarını takip edin Gram, ons ve diğer altın türlerinde güncel alış-satış seviyelerini inceleyin. Altın fiyatlarına bak →Yarın piyasalar hangi mesajı arayacak?
Fed’in faiz kararı 16 Eylül Çarşamba günü Türkiye saatiyle 21.00’de açıklanacak. Yarım saat sonra Fed Başkanı Kevin Warsh basın toplantısına çıkacak.
25 baz puanlık artış mevcut fiyatlamada büyük ölçüde hesaba katılmış durumda. Bu nedenle piyasanın asıl tepkisini kararın kendisinden çok Warsh’ın sonraki toplantılara ilişkin tonu belirleyebilir.
Fed Başkanı ek artışların kapısını açık tutarsa piyasanın 2027’ye kadar uzanan sıkılaşma beklentisi güçlenebilir. Daha temkinli bir mesaj ise son günlerde tahvil, dolar ve değerli metallerde oluşan fiyatlamanın bir bölümünü geri çevirebilir.
Yarınki toplantı bu yüzden yalnız “faiz 25 baz puan arttı mı?” sorusundan ibaret değil. Piyasaların asıl cevabını aradığı soru daha uzun vadeli: Fed faizi kaç kez artıracak?
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.