Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, küresel enerji piyasasında bir sonraki büyük arz sorununun ham petrolden çok rafine ürünlerde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Birol’a göre dizel ve jet yakıtındaki sıkışıklık, ulaşımdan tarıma kadar geniş bir alanda ekonomik faaliyeti etkileyebilecek daha doğrudan bir risk oluşturuyor.
Uyarının merkezinde Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat kaybı bulunuyor. Savaş öncesinde boğazdan günde yaklaşık 25 milyon varil petrol geçerken mevcut akışın 15 milyon varil civarına gerilediğini belirten Birol, arz fazlası ve piyasaya sunulan stratejik stokların fiyatlardaki yükselişi şimdilik sınırladığını, bu tamponların ise giderek zayıfladığını söyledi.
İçindekiler
Günlük geçiş yaklaşık 25 milyon varilden 15 milyon varile indi.
IEA ülkeleri piyasaya toplam 400 milyon varil stok sundu.
Dizel ve jet yakıtı ham petrolden daha sıkı bir arz görünümü taşıyor.
Ham petrol varken neden yakıt sıkıntısı oluşabilir?
Ham petrolün piyasada bulunması, benzin, motorin veya uçak yakıtının aynı ölçüde erişilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Ham maddenin kullanılabilir ürüne dönüşmesi için uygun rafineri kapasitesine, çalışan tesislere ve kesintisiz lojistik hatlarına ihtiyaç var. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki aksama, ham petrol arzı görece yeterli kalsa bile nihai yakıtlarda sıkışıklık yaratabiliyor.
Birol, Rusya’daki bazı rafinerilerin zarar görmesini, Çin ile Hindistan’ın ürün ihracatını azaltmasını ve Avrupa’nın alternatif tedarik seçeneklerinin daralmasını bu riskin temel parçaları arasında gösterdi. Özellikle dizel piyasası; karayolu taşımacılığı, sanayi ve tarımsal üretimle doğrudan bağlantılı olduğu için arz kesintilerine karşı daha hassas bir yapı taşıyor.
Stratejik stoklar fiyatları ne kadar koruyabilir?
Petrol fiyatlarının henüz üç haneli seviyelere yerleşmemesinde savaş öncesinde oluşan arz fazlası ile IEA üyesi ülkelerin piyasaya sunduğu 400 milyon varillik stratejik stokun etkisi bulunuyor. Bu müdahale, fiziksel piyasadaki kaybın bir bölümünü karşılayarak ani fiyat şokunu yumuşattı.
Buradaki kritik ayrım, stok kullanımının yeni ve kalıcı üretim yaratmaması. Hürmüz’deki geçişler toparlanmaz veya rafineri sorunları uzarsa piyasaya verilen rezervlerin koruma gücü zamanla azalacak. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca Brent fiyatına değil; rafineri marjlarına, dizel primlerine, ürün stoklarına ve tanker geçişlerine birlikte bakması gerekiyor.
Enerji maliyetinin ekonomi üzerindeki gerçek baskısını anlamak için ham petrol fiyatıyla birlikte rafine ürün arzı ve rafineri marjları da izlenmeli. Dizel veya jet yakıtındaki sıkışıklık, Brent sınırlı yükselse bile tüketiciye ve işletmelere daha sert yansıyabilir.
Dizel ve jet yakıtı krizi ekonomiyi nasıl etkiler?
Dizel arzındaki bozulma ilk olarak yük taşımacılığı ve dağıtım maliyetlerinde hissedilebilir. Tarım makineleri ile gübre üretiminde kullanılan enerji girdileri de aynı baskıdan etkilenebileceği için sorun gıda fiyatlarına kadar uzanabilir. Jet yakıtındaki sıkıntı ise havayollarının maliyetlerini artırırken bazı rotalarda kapasite azaltımı veya uçuş iptali riskini gündeme getirebilir.
Bu kanallar, enerji şokunun yalnızca akaryakıt istasyonlarındaki fiyatla sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Taşıma maliyetlerindeki yükseliş, şirketlerin üretim ve dağıtım giderleri üzerinden mal ve hizmet fiyatlarına taşınabilir; merkez bankalarının enflasyonla mücadele alanını da daraltabilir.
Piyasalar bundan sonra hangi göstergeleri izleyecek?
Önümüzdeki dönemde Hürmüz’den geçen tanker sayısı, rafineri faaliyetleri, Avrupa dizel stokları ve Asyalı üreticilerin ihracat politikaları öne çıkacak. Jeopolitik risklerin uzaması halinde enerji ticaretinde en düşük fiyatı sunan tedarikçiden çok, sevkiyatı sürdürebilen güvenilir ortağın önem kazanması bekleniyor.
PiyasaDetay’ın Brent petrol ve motorin baskısına ilişkin son analizinde de ham petrol ile rafine ürün piyasası arasındaki ayrışma ele alınmıştı. Güncel fiyat hareketleri canlı Brent petrol sayfasından izlenebilir.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.