Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesindeki iki araştırmacının 4 Kasım’da yayımladığı çalışmaya göre, 15 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarında toplam 116 milyar TL’si bulunuyordu. Tutarın 57 milyar TL’si para piyasası fonlarında yer alıyordu.
Verinin kapsamını değiştiren ayrıntı çalışmanın dipnotunda. Ana hesaplamaya ilgili fonlarda en az 1 milyon TL bakiyesi bulunan firmalar alındı. Daha küçük yatırımlar da eklendiğinde firma sayısı yaklaşık 4 bin 500’e, toplam tutar ise 116,2 milyar TL’ye çıkıyor. Buna göre kapsama eklenen yaklaşık 1.500 firmanın toplam yatırımı, yuvarlatılmış verilerle yaklaşık 200 milyon TL.
Araştırma, SPK’nın 17 Eylül’de tasfiye kapsamına aldığı fonlarla sınırlı. Fonların tasfiye ve ödeme planına ilişkin önceki açıklama, varlıklar nakde çevrildikçe yatırımcılara ödeme yapılabilecek sürecin çerçevesini ele almıştı.
Hangi firmaların maruziyeti daha yüksek?
TCMB araştırmacıları Kadir Gürci ve Ünal Seven, firmaların fonda kalan yatırımlarını son yıl bilançolarındaki dönen varlıklarına oranlayarak maruziyet düzeylerini karşılaştırdı. Oran yüzde 10 ve altındaysa düşük, yüzde 10 ile yüzde 50 arasındaysa orta, yüzde 50’nin üzerindeyse yüksek grupta değerlendirildi.
Yatırımı bulunan firmalar reel sektör aktiflerinin yaklaşık yüzde 1,2’sini, istihdamının yüzde 0,6’sını ve cirosunun yüzde 0,9’unu oluşturuyor. Yüksek maruziyet grubundaki firmaların hem istihdamdaki hem cirodaki payı on binde 3. Bu grubun toplam ticari kredilerdeki payı ise on binde 2 düzeyinde.
Tedarikçi ve kredi bağlantısı
Çalışma, yalnız fon sahibi firmalara bakmakla kalmıyor. Satışlarının yüzde 5’inden fazlasını bu firmalara yapan tedarikçilerin toplam istihdamdaki payı yüzde 1,2, cirodaki payı yüzde 1,5 olarak hesaplandı. Bu oranlar, fon yatırımcısı şirketlerin ticari ağının doğrudan yatırım tutarından daha geniş olduğunu gösteriyor.
Araştırmacıların haftalık verilerine göre fonlarda yatırımı bulunan firmaların kullandığı kısa vadeli TL kredilerin toplam kısa vadeli TL krediler içindeki payı tasfiye kararından sonra arttı. Araştırmada bu durum krediye erişimin sürdüğüne işaret ediyor. Yazarlar, firmaların ortalama kredi maliyetinin diğerlerinden bir miktar yüksek olmasına rağmen farkın istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığını belirtiyor.
Çalışmanın sınırı da açık. Bulgular ilgili firmaların yaşadığı nakit sıkışıklığının büyüklüğünü veya fon piyasasındaki gelişmelerin reel sektöre toplam etkisini tek başına ölçmüyor. Varlık fiyatları, finansman koşulları ve güven üzerinden oluşabilecek etkiler hesaplamanın dışında kalıyor. Blogdaki görüşler araştırmacılara ait ve TCMB’nin resmî görüşünü temsil etmeyebilir.
Kaynak: Merkezin Güncesi, 4 Kasım 2026.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.