Avrupa Merkez Bankası (ECB), 29 Ekim toplantısında üç temel politika faizini değiştirmedi. Mevduat faizi yüzde 2,50, ana refinansman faizi yüzde 2,65 ve marjinal borç verme faizi yüzde 2,90 seviyesinde kaldı. Eylülde yapılan 25 baz puanlık artıştan sonra gelen karar piyasa beklentileriyle uyumluydu. Fakat enerji fiyatlarının yeniden yükseldiği bir dönemde ECB’nin ne kadar süre bekleyebileceği sorusu güncelliğini koruyor.
Karar sonrasında paylaşılan değerlendirmede yüksek enerji maliyetlerinin enflasyonu artırabileceği, buna karşılık ekonomik büyümeyi zayıflatabileceği belirtildi. Temel enflasyonun genel olarak istikrarlı seyrettiği, enerji şokuna karşı ücretlerde henüz belirgin tepki görülmediği ifade edildi. Banka, sonraki faiz kararları için önceden belirlenmiş bir patika ilan etmedi.
Eylülde artırılan faizler neden bu ay değişmedi?
ECB, 10 Eylül kararında mevduat faizini yüzde 2,25’ten yüzde 2,50’ye çıkarmıştı. O tarihte yeni enerji şokunun enflasyonu hedefin üzerinde tutma riski öne çıkıyordu. Ekim kararı, eylüldeki sıkılaştırmanın geri alındığı değil, şimdilik sürdürülmediği anlamına geliyor.
Aradaki fark kredi ve tahvil piyasası için önemli. Mevcut faizleri korumak da para politikasının ekonomik faaliyet üzerindeki etkisinin devam etmesi demek. Yeni bir artış ise şirketlerin ve hane halkının borçlanma koşullarını daha da sıkılaştırabilir. Bankanın önündeki güçlük, enerji kaynaklı fiyat artışını frenlemeye çalışırken zaten kırılgan olan iç talebi gereğinden fazla yavaşlatmamak.
| ECB faizi | 10 Eylül kararı | 29 Ekim kararı |
|---|---|---|
| Mevduat faizi | %2,50 | %2,50 |
| Ana refinansman | %2,65 | %2,65 |
| Marjinal borç verme | %2,90 | %2,90 |
PiyasaDetay’da eylül faiz artışının gerekçelerini ayrıntılı olarak incelemiştik. Bugünkü kararın değerlendirilmesinde o dönemdeki enflasyon tahminleriyle yeni verilerin birlikte okunması gerekiyor.
Petrol fiyatı yükselirken ECB neden hemen faize dokunmuyor?
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış Avrupa’da taşımacılıktan sanayi üretimine kadar birçok kaleme yansıyor. Merkez bankasının faiz artırması ise petrol üretimini çoğaltmıyor. Faiz politikası daha çok talebi ve finansman maliyetini etkiliyor. Bu nedenle enerji kaynaklı bir fiyat sıçramasına verilen para politikası yanıtı, talepte aşırı ısınma görülen dönemlerden farklı olabiliyor.
Örneğin enerji faturası yükselen bir üretici maliyetini müşterisine aktarırsa tüketici fiyatları yukarı gidebilir. Bunu yapamıyorsa kâr marjı daralır ve yeni yatırımını erteleyebilir. Aynı anda finansman maliyetinin artması şirketi daha da zorlayabilir. ECB’nin büyüme riskine vurgu yapmasının arkasında bu maliyet baskısı da bulunuyor.
Ücretlerde henüz belirgin bir tepki görülmemesi de burada anlam kazanıyor. Enerji fiyatının ilk yükselişi ile çalışanların satın alma gücü kaybını telafi etmek için daha yüksek ücret istemesi ve firmaların bu maliyetleri yeniden fiyatlara yansıtması aynı aşama değil. Ücretler ve hizmet fiyatlarında kalıcı hızlanma görülmesi, enerji şokunun daha uzun ömürlü enflasyona dönüşmesi riskini artırabilir.
Euro ve tahvil yatırımcısı hangi veriye bakmalı?
Kararın önceden beklenmesi, faizlerin sabit tutulmasının piyasalarda mutlaka güçlü bir hareket yaratacağı anlamına gelmiyor. Euro/dolar paritesinde ECB’nin izleyeceği yol kadar Fed’in tutumu ve ABD ile Avrupa arasındaki faiz farkı da etkili. Avrupa’nın kısa vadeli tahvil getirileri ise sonraki ECB toplantılarına ilişkin beklentilerden daha doğrudan etkilenebilir.
Uzun vadeli tahvillerde tablo daha karmaşık. Enflasyon görünümü, büyüme beklentileri ve kamu borçlanma ihtiyacı da fiyatlamaya giriyor. Bu nedenle ECB’nin politika faizini sabit tutması ile bütün Avrupa tahvil getirilerinin aynı yönde hareket etmesi beklenmemeli. Günün piyasa fiyatlarını ayrıca doğrulamadan euro veya tahvil getirilerinde belirli bir yön yaşandığını söylemek de doğru olmaz.
Sonraki toplantıda yeni faiz artışı gelebilir mi?
ECB’nin eylülde yayımladığı tahminlerde 2026 enflasyonu yüzde 3, büyüme ise yüzde 0,9 olarak öngörülüyordu. Bu iki rakam, bankanın karşı karşıya olduğu ikilemi anlatıyor. Enflasyon hedefin üzerindeyken ekonomik büyüme güçlü değil. Enerji maliyetleri daha da yükselir ve ücretlerle hizmet fiyatlarına yayılırsa ilave sıkılaştırma tartışması güçlenebilir. Buna karşılık iç talep zayıflamaya devam eder ve ikinci tur fiyat baskıları sınırlı kalırsa bekleme seçeneği korunabilir.
Sonraki karar için yalnızca petrolün günlük fiyatı değil, Euro Bölgesi enflasyonunun bileşimi, ücret anlaşmaları ve ekonomik faaliyet verileri birlikte izlenmeli. PiyasaDetay’ın ekonomik takviminde yeni veri ve toplantı tarihleri takip edilebilir.
29 Ekim’de faiz oranları değişmedi. ECB’nin yeni bir artışa gidip gitmeyeceği ise enerji maliyetlerinin geçici fiyat baskısından daha kalıcı bir enflasyon sorununa dönüşüp dönüşmediğine bağlı olacak.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.