Küresel enerji sektöründe dikkat çekici bir eşik aşıldı. İstanbul’da tanıtılan Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu 2026’ya göre güneş enerjisinden üretilen elektrik 2025 yılında ilk kez nükleer santrallerin üretimini geçti.
Aradaki fark henüz büyük değil. Ancak büyüme hızları karşılaştırıldığında tablo daha belirgin hale geliyor. Güneşten elektrik üretimi 2025’te yaklaşık yüzde 30 artarken rüzgâr üretimi yüzde 8 yükseldi. Nükleer üretimdeki artış ise yaklaşık yüzde 1 seviyesinde kaldı.
İçindekiler
- Güneş enerjisi nükleer üretimle aynı ölçeğe ulaştı
- Nükleer üretim rekor kırdı ancak küresel payı geriledi
- Çin’de yeni güneş kapasitesi nükleerin yaklaşık 120 katına çıktı
- 2025’te 11 yeni reaktörün inşasına başlandı
- Rusya küresel nükleer projelerde ağırlığını koruyor
- Akkuyu’nun ilk ünitesinde hedef 2026 sonu
- Türkiye güneş ve rüzgârda 120 GW hedefliyor
- Enerji yatırımlarında hız farkı büyüyor
Rapordaki en güçlü örneklerden biri Çin. Dünyanın en büyük nükleer inşaat programını yürüten ülke, aynı dönemde güneş enerjisinde çok daha hızlı kapasite ekledi. Rapora göre 2025’te devreye alınan yeni güneş kapasitesi, nükleer kapasitedeki artışın yaklaşık 120 katına ulaştı.
Enerji piyasaları Enerji piyasalarında son gelişmeler Petrol, doğal gaz, elektrik ve küresel enerji yatırımlarındaki son gelişmeleri PiyasaDetay'da takip edin. Enerji haberlerine git →Güneş enerjisi nükleer üretimle aynı ölçeğe ulaştı
WNISR 2026 verileri güneş enerjisinin 2025’te küresel elektrik üretiminde nükleeri geride bıraktığını gösteriyor.
Diğer büyük enerji veri setlerinde ise iki kaynak arasındaki fark birkaç ondalık puanla sınırlı. Bu nedenle asıl değişim tek bir yılın sıralamasından çok son yıllardaki büyüme hızında görülüyor.
Güneş enerjisi birkaç yıl içinde nükleerle aynı üretim ölçeğine ulaşırken yeni kapasite yatırımlarında çok daha hızlı büyüyor.
Nükleer üretim rekor kırdı ancak küresel payı geriledi
Nükleer enerji açısından 2025 zayıf bir yıl değildi. World Nuclear Association verilerine göre küresel nükleer üretim 2.702 TWh ile yeni bir rekora ulaştı. Bu üretim dünya elektriğinin yaklaşık yüzde 9’una karşılık geldi.
Buna rağmen nükleerin küresel elektrik üretimindeki payı uzun vadede gerilemiş durumda. 1990’ların ortasında yüzde 17 seviyesinin üzerinde bulunan pay bugün bunun yaklaşık yarısına indi.
Nükleer santraller daha fazla elektrik üretmeye devam ediyor. Ancak küresel elektrik talebi ve özellikle güneş ile rüzgâr kapasitesi daha hızlı büyüyor.
Çin’de yeni güneş kapasitesi nükleerin yaklaşık 120 katına çıktı
Çin, küresel nükleer yatırımların merkezinde bulunuyor. 2025 yılında inşasına başlanan 11 yeni reaktörün 9’u Çin’de, 2’si Rusya’da yer aldı.
Aynı ülkede güneş yatırımlarının ölçeği çok daha büyük. WNISR verilerine göre Çin’in 2025’te eklediği güneş enerjisi kapasitesi, nükleer kapasite artışının yaklaşık 120 katına ulaştı.
Kurulu güç ile yıllık elektrik üretimi birebir karşılaştırılamıyor. Nükleer santraller güneş santrallerine göre yıl boyunca daha yüksek kapasite faktörüyle çalışıyor. Buna rağmen yatırım hızındaki fark, Çin’in yeni elektrik kapasitesinde hangi kaynaklara ağırlık verdiğini açık biçimde gösteriyor.
2025’te 11 yeni reaktörün inşasına başlandı
Nükleer yatırımlar durmuş değil. 2025 yılında dünya genelinde 11 yeni reaktörün inşasına başlandı. Bunların 9’u Çin’de, 2’si Rusya’da bulunuyor.
Aynı yıl 3 reaktör elektrik şebekesine bağlanırken 7 reaktör kalıcı olarak kapatıldı. Yeni bağlantılar Çin, Rusya ve Hindistan’da gerçekleşti.
Kapanan reaktörler arasında Belçika’daki üç ünite ile Rusya’daki Bilibino sahasında bulunan üç küçük reaktör de yer aldı.
Rusya küresel nükleer projelerde ağırlığını koruyor
WNISR 2026’nın önemli bölümlerinden biri Rusya’nın küresel nükleer sektördeki konumuna ayrılıyor. Rosatom, Rusya dışındaki santral projelerinde ve nükleer yakıt tedarikinde önemli rolünü koruyor.
Türkiye, Macaristan, Mısır, Bangladeş, Hindistan ve Çin gibi ülkelerde Rusya bağlantılı nükleer projeler devam ediyor.
Yaptırımlar ise bazı projelerde finansman ve ekipman tedarikini daha karmaşık hale getirdi. Türkiye’deki Akkuyu projesi de bu dönemde finansman ve takvim tarafında çeşitli sorunlarla karşılaştı.
Akkuyu’nun ilk ünitesinde hedef 2026 sonu
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesinin başlangıçta 2023 yılında devreye alınması planlanıyordu. Proje birkaç kez ertelendi ve Rosatom yönetimi ilk ünitenin 2026 sonuna kadar devreye alınmasını hedefliyor.
Yaklaşık 2 milyar dolarlık ödemenin ABD’deki bir hesapta bloke edilmesi projenin finansmanında sorun yarattı. Rosatom daha sonra bu sorunların çözüldüğünü bildirdi ve projedeki yüzde 49’a kadar payın Türk şirketlerine satılması için görüşmelere başladı.
Canlı veri Brent petrol fiyatı Petroldeki son fiyat hareketini ve kritik seviyeleri takip edin. İncele →Akkuyu tamamlandığında toplam 4,8 GW kurulu güce sahip olacak ve Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali olacak.
Türkiye güneş ve rüzgârda 120 GW hedefliyor
Türkiye’nin enerji yatırımları yalnız nükleer tarafta ilerlemiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre güneş ve rüzgâr kurulu gücü 2026 başında 40 GW’ı aştı.
Türkiye’nin 2035 hedefi bu iki kaynağın toplam kurulu gücünü 120 GW’a çıkarmak. Bakanlık bu hedef için yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım öngörüyor.
Türkiye böylece aynı dönemde hem nükleer enerji kapasitesi oluşturmaya hem de güneş ve rüzgâr yatırımlarını hızlandırmaya çalışıyor.
Mevcut enerji stratejisi doğrudan bir “nükleer veya yenilenebilir” tercihi üzerine kurulu değil. Her iki kaynağın da büyüdüğü, ancak yeni kapasite artışının büyük bölümünün güneş ve rüzgârdan geldiği bir yapı hedefleniyor.
Enerji yatırımlarında hız farkı büyüyor
2025 verilerinin gösterdiği en belirgin değişim, yeni kapasitenin sisteme eklenme hızında görülüyor.
Nükleer santraller yüksek kapasite faktörüyle uzun yıllar elektrik üretebiliyor. Buna karşılık yeni reaktörlerin planlama, finansman ve inşaat süreçleri çoğu ülkede uzun yıllar sürüyor.
Güneş santralleri ise daha kısa sürede devreye alınabiliyor. Küresel elektrik talebi büyürken yeni kapasitenin ne kadar hızlı kurulabildiği enerji yatırımlarının yönünü doğrudan etkiliyor.
Çin’deki yaklaşık 120 katlık fark bu değişimin en güçlü örneklerinden biri. Nükleer üretim rekor seviyede kalırken yeni kapasite büyümesinin ağırlığı giderek güneş ve rüzgâr tarafına kayıyor.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.