Borsada sık sık duyduğumuz bir tabir var, endeks mühendisliği. Adına bakınca akla bilgisayar mühendisliği ya da endüstri mühendisliği gelebilir ama bu işin üniversitede okunan bir bölümü yok. Piyasa oyuncularının, özellikle hisselerde sert satışlar yaşanırken endeksin aynı sertlilkte düşmediği günlerde kullandıkları bir ifade.
Bazen öyle günler oluyor ki borsa ekranını açıyorsunuz, hisselerin büyük bölümü yüzde 3-5 düşmüş, hatta onlarca hisse taban olmuş. Ancak BIST 100 endeksine bakıyorsunuz, günü yalnızca yüzde 0,60 kayıpla tamamlamış. Akşam televizyonlarda da “Borsa İstanbul yüzde 0,60 düştü” deniliyor. Bunu duyan biri piyasada fazla bir şey olmadığını düşünebilir. Oysa aynı gün birçok yatırımcının portföyünde çok daha ağır kayıplar yaşanmış.
Peki hisselerin çoğu sert düşerken endeks nasıl ayakta kalabiliyor?
Endeks mühendisliği nedir?
Endeks mühendisliği, Borsa İstanbul’un resmî bir işlem türü değil, piyasa oyuncularının kullandığı bir tabir. Genellikle endekste ağırlığı yüksek birkaç hissenin alımlarla desteklenmesi ve böylece BIST 100’ün piyasadaki genel satışlara rağmen daha güçlü görünmesi için kullanılıyor.
Çünkü BIST 100’de her hissenin ağırlığı aynı değil. Büyük şirketlerdeki yükseliş, ağırlığı düşük birçok hissenin düşüşünü dengeleyebiliyor. Üstelik BIST 100 dışında kalan yüzlerce hissedeki kayıplar da endeksin hesaplamasına doğrudan yansımıyor.
Güncel veriler Gün sonu borsa özetleri Hangi hisseler düşüşte, hangileri yükselişte? İncele →Elbette her böyle günde bilinçli olarak endeksin desteklendiğini söyleyemeyiz. Ancak birkaç büyük hisse güçlü kalırken piyasanın geri kalanında sert satışlar yaşanması, endeks mühendisliği tartışmalarının da temelini oluşturuyor.
Endeks mühendisi nasıl olunur?
Biraz da işin piyasa diline bakalım. Endeks mühendisi olmak için gidip dört yıllık bölüm okumuyorsunuz. Borsada bu laf, ağırlığı yüksek hisselerde yaptığı işlemlerle endeksin yönünü etkileyebilecek büyüklükte sermayeye sahip oyuncular için kullanılıyor.
Tabii cebinde çok para olan herkese endeks mühendisi denmez. Büyük bir fonun veya kurumsal yatırımcının portföy değişikliği de endeksi etkileyebilir. O işlemin neden yapıldığını bilmeden “endeksi bilerek tuttular” demek doğru olmaz. Ama piyasa oyuncularının bu tabiri neden kullandığını anlamak için büyük hisselerin endekse katkısına bakmak yeterli.
Hisseler yüzde 5 düşerken BIST 100 nasıl yüzde 0,60 geriler?
Basit bir örnek düşünelim. Bir gün borsadaki hisselerin çoğu yüzde 3 ile yüzde 5 arasında düşüyor olsun. Aynı anda BIST 100’de ağırlığı yüksek birkaç banka, holding veya sanayi hissesi yükselsin. O birkaç hissenin endekse pozitif katkısı, diğer hisselerin negatif katkısının önemli bölümünü karşılayabilir.
Sayısal bir örnekle daha net: Varsayalım endeks ağırlığının yüzde 40’ını taşıyan beş hisse yüzde 4 yükseldi; kalan yüzde 60’lık bölüm ise ağırlıklı ortalamada yüzde 3 düştü. İlk grubun endekse katkısı yaklaşık artı 1,60 yüzde puan, ikinci grubunki eksi 1,80 yüzde puan olur. Böylece endeks yaklaşık yüzde 0,20 düşer. Oysa hisselerin sayıca ezici çoğunluğu kaybettirmiştir. Bu hesap tamamen varsayımsaldır; gerçek bir işlem gününü veya güncel endeks ağırlıklarını temsil etmiyor.
Şimdi böyle bir günde akşam haberlerini düşünün. “Borsa yüzde 0,20 düştü” cümlesi yanlış değil. Ama aynı gün hisselerin çoğunun yüzde 3 gerilediği bilgisi verilmezse izleyici piyasadaki satışın boyutunu göremez. Endeks mühendisliği tartışmasının yatırımcıda karşılık bulmasının sebebi de bu.
Endeks mühendisliği manipülasyon mudur?
Her zaman değil. Ağırlığı yüksek hisselerde güçlü alım olması tek başına manipülasyon sayılmaz. Bazen yabancı girişleri, bazen fonların pozisyon değişimi, bazen de şirketlere özgü haberler bu alımları açıklar.
Bilinçli şekilde yanıltıcı fiyat veya piyasa görünümü oluşturmak amacıyla işlem yapılıp yapılmadığı ise farklı bir mesele. Bunun için emir ve işlem kayıtları, ilişkili hesaplar ve diğer somut bulguların incelenmesi gerekir. Bu nedenle her endeks-hisse ayrışmasını kanıtlanmış bir müdahale gibi anlatamayız.
Borsanın gerçek durumunu anlamak için sadece endekse bakmayın
Endeksin gün sonunda kaç puan arttığı kadar kaç hissenin yükseldiği, kaçının düştüğü de önemli. BIST Tüm endeksi, sektör endeksleri, yükselen-düşen hisse sayıları ve işlem hacmi birlikte izlendiğinde çok daha açık bir tablo ortaya çıkıyor.
Yakın dönemde buna çarpıcı bir örnek yaşandı. 23 Ekim 2026 kapanışına ilişkin piyasa verilerinde son 30 gün içinde 573 hissenin gerilediği, yalnızca 38 hissenin yükseldiği görüldü. Aynı dönemde 261 hissede kayıp yüzde 25’i aştı. Bu sayılar tek başına endeks mühendisliğinin kanıtı değil; fakat yalnızca endekse bakmanın neden eksik bir değerlendirme olabileceğini iyi anlatıyor.
Bir de şu ayrımı unutmamak gerek: Hisselerin çoğunun düşmesi, yatırımcıların tamamının aynı oranda kaybettiğini göstermiyor. Portföyünüzde ne bulunduğuna göre sonuç değişir. Ama yüzlerce hisse eksideyken yalnızca BIST 100’ün küçük bir kaybını manşete taşımak da borsada yaşananların tamamını anlatmıyor.
Kısacası endeks mühendisliği resmî bir meslek değil, piyasada oluşan bir anlatım. Asıl soru şu: Endeks ne yapıyor ve endeksin arkasındaki hisseler ne yapıyor? İkisini yan yana koymadan borsanın o gün gerçekten nasıl geçtiğini anlamak zor.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.