Petrol fiyatlarında temmuz ayı boyunca görülen sert yükseliş, küresel piyasaların bir süredir geri plana attığı stagflasyon riskini yeniden gündemin ilk sırasına taşıdı. Brent petrolün 100 dolar eşiğinin üzerine çıkması yalnızca enerji piyasasını değil; enflasyon beklentilerinden tahvil faizlerine, merkez bankalarının para politikasından şirketlerin maliyetlerine kadar uzanan geniş bir fiyatlama zincirini harekete geçirdi.
Brent petrol, ateşkes umutlarının güçlendiği temmuz ayının ilk günlerinde 70 dolar seviyelerine kadar gerilemişti. Ancak Orta Doğu’daki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Kızıldeniz’deki tanker trafiğine yönelik saldırılar ve kritik deniz yollarında sevkiyatın aksayabileceği endişesi fiyatları kısa süre içinde yeniden 100 doların üzerine taşıdı.
İçindekiler
- Stagflasyon nedir?
- Petroldeki yükseliş neden stagflasyon korkusu yaratıyor?
- Faiz indirimi yerine faiz artışı konuşulmaya başlandı
- Küresel büyüme tahminleri de baskı altında
- Petrol şoku borsaları nasıl etkileyebilir?
- Stagflasyon riski altın ve doları nasıl etkiler?
- Petrolün 100 doları aşması Türkiye’yi nasıl etkileyebilir?
- Piyasalar bundan sonra hangi gelişmeleri izleyecek?
- Sıkça Sorulan Sorular
Petrol fiyatı daha sonra 98 dolar çevresine çekilse de piyasanın asıl odaklandığı konu gün içindeki sınırlı geri çekilme değil, yükselişin hızı ve kalıcı olup olmayacağı. Brent petrol temmuz ayında yaklaşık yüzde 40 değer kazanırken Avrupa doğal gaz fiyatlarında da yüzde 40’ı aşan yükseliş görüldü. Enerji maliyetlerinin aynı anda farklı alanlarda artması, yaşanan gelişmenin geçici bir petrol hareketinden daha geniş sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.
Brent petrol yeniden 100 doların üzerine çıktı.
Enerji maliyetleri enflasyonu yükseltirken büyümeyi yavaşlatabilir.
Tahvil faizleri yükselirken borsa ve faiz indirimi beklentileri baskı altında kaldı.
Stagflasyon nedir?
Stagflasyon, yüksek enflasyon ile düşük ekonomik büyümenin aynı dönemde görülmesi anlamına geliyor. Normal şartlarda ekonominin yavaşlaması talebi azaltarak fiyat artışlarını sınırlar. Stagflasyon dönemlerinde ise ekonomi ivme kaybetmesine rağmen enflasyon yüksek kalmaya devam eder.
Bu tablo merkez bankaları açısından oldukça zor bir denklem oluşturur. Enflasyonu düşürmek için faizlerin artırılması ekonomik büyümeyi daha da yavaşlatabilir. Büyümeyi desteklemek amacıyla faizlerin düşürülmesi ise zaten yüksek olan fiyat baskısının güçlenmesine yol açabilir. Para politikasının iki farklı sorun arasında sıkışması, stagflasyonun piyasalar tarafından en fazla çekinilen ekonomik senaryolardan biri olmasının temel nedenidir.
Ancak enerji fiyatlarındaki yükselişin uzun sürmesi, enflasyon beklentilerini bozması ve ekonomik aktiviteyi zayıflatması halinde stagflasyon riski belirgin şekilde güçlenebilir.
Petroldeki yükseliş neden stagflasyon korkusu yaratıyor?
Petrol, yalnızca araçlarda kullanılan bir yakıt değil. Üretimden taşımacılığa, tarımdan havacılığa, plastikten kimya sektörüne kadar birçok alanda doğrudan veya dolaylı maliyet unsuru olarak öne çıkıyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi şirketlerin enerji ve lojistik giderlerini artırırken bu maliyetlerin bir kısmı zamanla tüketici fiyatlarına yansıyabiliyor.
Hane halkının akaryakıt ve enerji harcamalarının artması da diğer ürün ve hizmetlere ayrılabilecek geliri azaltıyor. Böylece enerji şoku bir taraftan enflasyonu beslerken diğer taraftan tüketimi ve ekonomik büyümeyi sınırlayabiliyor. Stagflasyon endişesini güçlendiren temel mekanizma da burada ortaya çıkıyor.
Üstelik piyasalardaki baskı yalnızca petrol fiyatlarından kaynaklanmıyor. ABD’nin Avrupa Birliği ve Çin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda ticaret ortağına yönelik yeni gümrük vergileri uygulamaya başlaması, ithal ürünlerin maliyetinde ek artış yaşanabileceği beklentisini beraberinde getirdi. Enerji fiyatları ile ticaret tarifelerinin aynı dönemde yükselmesi, küresel ekonomi açısından iki ayrı enflasyon kaynağının birleşmesi anlamına geliyor.
Faiz indirimi yerine faiz artışı konuşulmaya başlandı
Petrol fiyatlarının yeniden 100 dolara yaklaşması, merkez bankalarının faiz indirimine gideceği beklentilerini önemli ölçüde zayıflattı. Piyasa fiyatlamalarında Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar faiz artırabileceği beklentisi öne çıkarken ABD Merkez Bankası için de yeni bir faiz artışı ihtimali yeniden gündeme geldi.
Haziran ayında ABD enflasyonunun beklentilerin altında kalması, fiyat baskılarının hafifleyebileceği yönündeki umutları artırmıştı. Ancak enerji maliyetlerindeki son yükseliş bu iyimserliğin kısa sürmesine neden oldu. Petrol fiyatlarındaki hareketin tüketici fiyatlarına yansıması halinde Fed’in yüksek faiz politikasını daha uzun süre devam ettirmesi, hatta yeni bir faiz artışını değerlendirmesi mümkün olabilir.
Bu beklenti küresel tahvil piyasalarında satışları beraberinde getirirken ABD, Almanya ve Japonya gibi büyük ekonomilerde tahvil faizleri yükseldi. Tahvil faizlerinin artması şirketlerin finansman maliyetini yükseltiyor, konut kredilerini pahalılaştırıyor ve hisse senetlerinin değerlemeleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Küresel büyüme tahminleri de baskı altında
Petrol ve doğal gaz fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması, özellikle enerjide dışa bağımlı ekonomiler açısından büyüme görünümünü tehdit ediyor. Avrupa ve Asya ülkeleri yükselen enerji ithalatı maliyetlerinden ABD’ye kıyasla daha fazla etkilenebilir. Enerji faturası artan ülkelerde hem şirketlerin üretim maliyetleri hem de tüketicilerin yaşam giderleri yükseliyor.
Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, devam eden savaşın küresel büyümeyi yüzde 1,3 seviyesine kadar düşürebileceği uyarısında bulundu. Küresel ekonominin 2025 yılında yüzde 2,9 büyüdüğü dikkate alındığında böyle bir senaryo, ekonomik aktivitede oldukça belirgin bir yavaşlamaya karşılık geliyor.
Avrupa açısından tablo daha da hassas görünüyor. Avrupa Merkez Bankası enflasyonla mücadele etmek amacıyla faizleri yükseltirse bölge ekonomisi aynı anda hem pahalı enerji hem de sıkı finansal koşullarla karşı karşıya kalabilir. Bu çift yönlü baskı, Avrupa’nın stagflasyon riskine karşı en kırılgan bölgelerden biri olarak değerlendirilmesine neden oluyor.
Petrol şoku borsaları nasıl etkileyebilir?
Yükselen petrol fiyatlarının hisse senedi piyasalarındaki etkisi sektörlere göre farklılık gösterebilir. Enerji üreticileri yüksek fiyatlardan destek bulabilirken havacılık, taşımacılık, lojistik, otomotiv, kimya ve enerji yoğun üretim yapan şirketlerde maliyet baskısı artabilir.
Özellikle jet yakıtı giderlerinin yükselmesi, havacılık şirketlerinin operasyonel kârlılığı açısından yakından izleniyor. Şirketlerin yakıt riskine karşı yaptığı finansal koruma işlemleri kısa vadede etkiyi sınırlayabilse de petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması halinde maliyet baskısı daha görünür hale gelebilir.
Teknoloji ve büyüme hisseleri de yükselen tahvil faizlerinden olumsuz etkilenebilir. Faizlerin yükselmesi, gelecekte elde edilmesi beklenen şirket gelirlerinin bugünkü değerini düşürdüğü için yüksek değerlemeye sahip şirketlerde daha sert fiyat hareketleri görülebiliyor.
Stagflasyon riski altın ve doları nasıl etkiler?
Stagflasyon beklentisinin güçlenmesi genellikle güvenli liman talebini artırabilecek bir gelişme olarak değerlendirilir. Ancak altının yönü yalnızca jeopolitik risklere bağlı değil. Yükselen tahvil faizleri ve güçlenen dolar, faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde baskı oluşturabilir.
Bu yüzden petrol fiyatlarının yükseldiği her dönemde altının aynı yönde hareket etmesi beklenmemeli. Piyasa bir taraftan jeopolitik riski, diğer taraftan Fed’in faiz artırma ihtimalini fiyatlıyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş daha güçlü bir unsur haline geldiğinde altın, savaş ve enflasyon endişelerine rağmen değer kaybedebilir.
Dolar ise yüksek ABD tahvil faizlerinden destek bulabilir. Güçlü dolar, özellikle enerji ithalatını dolar üzerinden gerçekleştiren gelişmekte olan ülkelerde maliyet baskısını daha da artırabilir. Böyle bir ortamda yerel para birimleri üzerinde değer kaybı baskısı görülebilir.
Petrolün 100 doları aşması Türkiye’yi nasıl etkileyebilir?
Türkiye açısından petrol fiyatlarındaki yükselişin ilk etkisi enerji ithalatı maliyetleri üzerinden hissedilebilir. Petrol fiyatının yüksek kalması ithalat faturasını artırabilir, cari dengeyi zorlaştırabilir ve akaryakıt fiyatları üzerinden enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebilir.
Taşımacılık maliyetlerinin yükselmesi yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmaz. Ürünlerin fabrikadan depoya, depodan mağazaya taşınması daha pahalı hale geldiğinde maliyet artışı gıda ve temel tüketim ürünleri dahil olmak üzere çok sayıda kaleme yayılabilir.
Borsa İstanbul’da ise havacılık, ulaştırma, sanayi ve enerji yoğun sektörlerde farklılaşan fiyatlamalar görülebilir. THYAO ve PGSUS gibi havacılık şirketlerinde yakıt maliyetleri yakından takip edilirken yüksek petrol fiyatlarından doğrudan veya dolaylı fayda sağlayabilecek şirketler pozitif ayrışabilir. Burada belirleyici unsur yalnızca petrolün ulaştığı seviye değil, bu seviyelerde ne kadar süre kalacağı olacak.
Piyasalar bundan sonra hangi gelişmeleri izleyecek?
Stagflasyon riskinin kalıcı bir ekonomik senaryoya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirlemek için önümüzdeki dönemde dört başlık öne çıkıyor:
- Petrol fiyatının kalıcılığı: Brent petrolün 100 dolar çevresinde kalıp kalmayacağı en önemli gösterge olacak.
- Sevkiyat güvenliği: Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Babülmendep geçişindeki gelişmeler enerji arzı açısından izlenecek.
- Enflasyon verileri: Yüksek enerji maliyetlerinin tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıdığı takip edilecek.
- Merkez bankaları: Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin vereceği mesajlar piyasanın yönünde etkili olacak.
Petrol fiyatlarında kısa süreli geri çekilmeler görülebilir. Ancak enerji arzına yönelik riskler ortadan kalkmadıkça piyasaların enflasyon ve faiz endişelerini tamamen geride bırakması kolay görünmüyor. Petrolün 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi durumunda stagflasyon tartışması yalnızca piyasa fiyatlamalarının değil, küresel ekonomi politikalarının da ana gündemlerinden biri olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Stagflasyon ne demek?
Stagflasyon, ekonomik büyümenin zayıf olduğu veya ekonominin daraldığı bir dönemde enflasyonun yüksek kalması anlamına gelir. Yüksek fiyatlar ve düşük büyüme aynı anda görüldüğü için merkez bankalarının müdahale alanı daralır.
Petrol fiyatlarının yükselmesi neden enflasyonu artırır?
Petrol; üretim, taşımacılık, tarım, havacılık ve sanayi dahil olmak üzere birçok alanda maliyet unsurudur. Yakıt ve lojistik giderlerinin artması zaman içinde ürün ve hizmet fiyatlarına yansıyabilir.
Petrolün 100 doları aşması altını yükseltir mi?
Jeopolitik risk ve enflasyon endişesi altına talebi artırabilir. Buna karşılık yüksek petrol fiyatlarının faiz artırımı beklentilerini güçlendirmesi, tahvil faizlerini ve doları yükselterek altın üzerinde baskı oluşturabilir.
Yorumlar
Görüşünüzü paylaşabilirsiniz. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.